2020

Aile Hukuku Bülteni

Nafakaya kişinin gelirinden daha fazla olacak şekilde hükmedilmesi hak ihlali oluşturur!

Olayda başvurucunun boşandığı eşi, kendisi ve dört çocuğu için nafakanın artırılması talebinde bulunmuş, başvurucu ise bir hastanede asgari ücretle çalıştığı ve hükmedilen nafakanın haksız olduğunu belirterek temyiz talebinde bulunmuştur. Kararın Yargıtay tarafından onanması üzerine başvurucu, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğini öne sürerek Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. AYM, ilk derece mahkemesince hükmedilen 1000TL nafakanın kişini ödeme gücüne oranla ölçülü olmadığını; yetersiz inceleme ile söz konusu nafakaya hükmedilmiş olduğunu belirtmiştir. Anayasa’nın 17. Maddesinin ihlaline karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi  Başvuru No: 2016/3140  Karar Tarihi: 07/11/2019

Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamına giren suçlarla ilgili açılacak ceza davalarında kovuşturma evresinde mahkemece, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının haberdar edilmesi zorunlu değildir!

Söz konusu başvuru Yargıtay 14.Ceza Dairesi Üyesi Ertan Yüzer tarafından yapılmış ve içtihadın birleştirilmesi talebinde bulunulmuştur. Kararda, söz konusu kanunda yer alan şiddet kavramının çok geniş bir alanı barındırması sebebiyle birçok ceza davasının bu kapsama girebileceği düşünülerek kanun koyucunun bizzat ihbar zorunluluğu getirmemiş olduğuna dikkat çekilmiş, Bakanlığın bu tip durumlarda davaya katılma hakkını kullanmasının kendi takdirinde olduğu belirtilmiştir. Bu sebeplerle Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının haberdar edilmesinin zorunlu olmadığına üçte ikiyi aşan oy çokluğuyla karar verilmiştir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 

 E. 2019/6  K. 2019/7   Karar Tarihi: 13/12/2019

                                                                                                                    Alican Yücebıyık

Aile mahkemesi tarafından verilen tedbir kararında geçen ifadeler nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edilmesine ilişkin

Anayasa Mahkemesinin Resmi Gazete’de yayımlanan kararına göre, Antalya’da bir kadın, bir üniversitede araştırma görevlisi olan eski erkek arkadaşından “kendisini takip ederek rahatsız ettiği” iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur. Aile Mahkemesi de iki ay süreyle geçerli olmak üzere başvurucunun eski kız arkadaşına yaklaşmamasına ve onu rahatsız etmemesine karar vermiştir. Mahkeme, bu kararında başvurucu için “şiddet uygulayan” ifadesini kullanmıştır. Bu arada Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili kamu davası açılmasını gerektirir nitelikte ve yeterlilikte delil bulunmadığını belirterek kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Mahkeme, başvurucunun tedbir kararına itirazını ise reddetmiştir. Araştırma görevlisi, aile mahkemesi tarafından verilen tedbir kararında geçen ifadeler nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini öne sürerek, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, tedbir kararlarında kullanılan “şiddet uygulayan” ibaresinin suç işlediği izlenimi doğurduğunu ve hakkında gerçek olmayan iddialara dayalı olarak verilen tedbir kararında kullanılan ifadelerin masumiyetini zedelediğini iddia etmiştir. 

Anayasa Mahkemesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmesi ve hiç kimsenin, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemeyeceği, suçlu muamelesine tabi tutulamayacağı gerekçeleriyle başvurucunun Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerinde güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesi Başvuru No: 2016/6038   Karar Tarihi: 20/06/2019

Anayasa Mahkemesi, tutuklu olarak farklı ceza infaz kurumlarında bulunan eşlerle ilgili hak ihlali kararı verdi!

Esra Aydın, 15 Temmuz 2016’da FETÖ üyesi olmak suçu kapsamında başlatılan soruşturmada Gaziantep 3. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla tutuklandı. Aydın’ın 2015 yılında evlendiği eşi de aynı suçlama kapsamında 2016 yılında Gaziantep H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na konuldu. Esra Aydın, tutuklu olarak bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu’na dilekçe vererek eşiyle yüz yüze görüşme ve telefonla görüşme haklarından yararlanmayı talep etti. Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu, talebi reddetti. Kararda, mevzuat gereğince aynı ceza infaz kurumunda bulunmamaları nedeniyle görüş hakkından yararlandırılmanın mümkün olmadığı belirtildi. Ayrıca başvurucunun telefonla görüşmek istediği eşinin tutuklu olması nedeniyle telefon numarası olmadığından telefonla görüşme hakkından da yararlanamayacağı yönünde karar verildi. Esra Aydın, İdare ve Gözlem Kurulu’nun kararının kaldırılması talebiyle 9 Eylül 2016’da Gaziantep İnfaz Hakimliğine şikayet dilekçesi yazdı. Aydın, dilekçesinde aynı yerleşke içerisinde başka ceza infaz kurumunda bulunan eşiyle açık ve kapalı şekilde görüş yapma, telefonla görüşme hakkından yoksun bırakıldığını belirtti. İnfaz Ceza Hakimliği şikayetin reddine karar verdi. Aydın, bunun üzerine 11 Kasım 2016’da AYM’ye bireysel başvuruda bulundu. 

Başvuru ile ilgili görüş bildiren Adalet Bakanlığı, devletin hükümlü ve tutukluların aileleri ile görüşmelerini sağlayacak tedbirleri alma yükümlülüğü olduğunu ifade etti. Ancak bu yükümlülük yerine getirilirken ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal sonuçlarının gözetilmesi gerektiği ve bu anlamda takdir marjının geniş olduğu savunuldu. Bakanlık bu nedenle Anayasal hak ve özgürlüklerin ihlal edilmediği, adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bir açık keyfilik içinde olunmadığını kaydetti. Başvuruyu görüşen AYM, bakanlığın savunmasına karşın Esra Aydın’ın tutuklu olduğu süre içerisinde eşiyle açık ya da kapalı görüştürülmemesi ve telefon hakkından da yararlandırılmamasının, aile hayatına saygı hakkının ihlali olduğuna karar verdi.

Anayasa Mahkemesi Başvuru No: 2016/57050   Karar Tarihi: 03/07/2019

                                                                                                                           Büşra İlter

Eşini ve eşinin annesini tehdit edip eşini öldüren sanığın ilk derece mahkemesi tarafından verilen beraat kararının temyiz incelemesi sonucu bozulmasına karar verilmiştir !

Müştekinin eşi tarafından sürekli huzurunun bozulduğu, tehdit edildiği, eşinin baskılarına daha fazla dayanamayıp kendi rızası ile eşini ve evini terk ettiği, boşanmak için avukat tutup kadın sığınma evinde kaldığı, çocuklar üzerinden tehdit edilince korkup eve geri döndüğü fakat anlaşamayınca evi tekrar terk ettiği ve izini kaybettirmeye çalıştığı, bu kez eşi olan sanığın ailesini tehdit ettiğini öğrendikten sonra can güvenliğinin olmadığını belirterek şüpheli eşi tarafından öldürüldüğü saptanmıştır. 

Müştekilerin beyanları, olayın oluş biçimi değerlendirildiğinde sanığın eşine baskı uygulayıp tehdit etmesi, müştekinin izini kaybettirmeye çalışması, kadın sığınma evinde kalması, eşini bulamayınca annesinin tehdit edilip üzerinde baskı uygulaması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde neticede eşini öldürmüş olan ve eşini öldürmek suçundan hakkında dava açılan sanığın annesine ve müştekiye karşı atılı tehdit suçunu işlediği sabit olduğu halde ilk derece mahkemesinin verdiği beraat kararı yerinde olmayıp bu karar temyiz incelemesi sonucu bozulmuştur. 

Yargıtay 4.Ceza Dairesi  E. 2015/21528 K. 2019/18081 

                                                                                                                             Zehra Aydın

Yorum yap