2019

Aile Hukuku Bülteni – Mayıs 2019

Düğün Merasimi Sırasında Videonun Ayıplı Çekilmesi Nedeniyle Manevi Tazminat İstemine İlişkin.

Olayda davacı vekili, davacıların evlilik merasimleri için salon + çekim 16.000 TL’ye anlaştıklarını, davalının ise merasim sonrası video kaydını kendilerine teslim etmediğini söylemiş, ya videoyu hiç çekmediği ya da ayıplı çektikleri gerekçesiyle tekrar yaşanması mümkün olmayan bu özel günün kaydedilememesi sebebiyle duyulan üzüntü neticesinde manevi tazminat istemiştir. Mahkeme 5.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Yargıtay’a intikal eden davada Yargıtay, bu önemli günün belgelenememiş olmasının gelin ve damat için yaşam boyu üzüntü kaynağı olacağının tartışmasız olduğunu söyleyerek daha yüksek bir manevi tazminata yasal faiz de eklenerek karar verilmesi gerektiğini belirtmiş ve davayı davacılar yararına bozmuştur.

Yargıtay 15.Hukuk Dairesi, E. 2017/691, K. 2019/418.

Nişanın Şekil Ve Şartları Kapsamında Nişanın Bozulması Sonucu İstenecek Maddi Ve Manevi Tazminatlara İlişkin.

Olayda davacı, davalı ile ortaokul arkadaşı olduklarını, aralarında 2009 yılında duygusal yakınlaşmanın başladığını, etraflarındaki kişilerce zamanla nişanlı olarak addedilmeye başlandıklarını ancak bundan sonra davalının tavırlarının değiştiğini ve evliliğin gerçekleşeceğine inanarak yaptığı harcamalar sebebiyle zarara uğradığını belirterek maddi tazminat; davalının başka biriyle evlenmesi sebebiyle ise psikolojisinin bozulduğunu öne sürerek manevi tazminat talep etmiştir. Davalı ise davacıdan ayrıldıktan sonra evlenmenin gerçekleştiğini, aralarında nişan konusunda karşılıklı irade beyanlarıyla gerçekleşen bir anlaşmanın bulunmadığı, kendisiyle nişanlı olduğundan haberi dahi olmadığını belirtmiştir. Olayda aile mahkemesince, kişilerin etrafında nişanlı olduklarının bilinmesi göz önüne alınarak nişanın gerçekleştiği kabul edilmiş ve davacı lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir. Son olarak temyiz incelemesine giden davada Yargıtay, nişanın hukuken geçerli olması için belli bir ritüel içinde yapılmış olması, ilan edilmesi ve aile bireylerinin şahitliği çerçevesinde yapılması gerektiğini söylemiş, tazminat istemi olsa da somut olayda geçerli bir nişan kurulmadığına hükmetmiştir. Sonuç olarak taraflar arası ilişkinin aile hukuku prensiplerine değil borçlar hukukunda haksız fiil hükümlerine dayandığını belirtmiş ve aile mahkemesinin yetkisizliği çerçevesinde davanın asliye hukuk mahkemesine gönderilmesi amacıyla davayı bozmuştur. Kanaatimce TMK 118. Md kapsamında nişan kurulmasında şekil şartı olmadığı, ancak kurulma için karşılıklı irade beyanlarının aranmış olması sebebiyle somut olayda da irade beyanları gerçekleşmediği için verilen karar isabetlidir. 

Yargıtay 3.Hukuk Dairesi, E. 2016/22515, K. 2018/9548.

Çocuk Nafaka Yükümlüsü Babanın Yanında Kalıyorsa Babanın Nafaka Ödemesi Gerekmez.

Alacaklı kadın tarafında boşanma ilamında belirtilen nafaka lehine başlatılan ilamlı takipte borçlu, boşanma sonrasında çocuğun kendisiyle kaldığını ve tüm ihtiyaçlarının kendisi tarafından karşılandığını söylemiş ve takibin iptalini istemiştir. Yargıtay, borçlunun bu iddiasının her türlü delille ispat edilebileceğini belirterek mahkemenin eksik inceleme ve icra mahkemesince tanık dinlenemeyeceğini söyleyerek itiraz istemini reddetmesini isabetsiz bulmuş ve kararı bozmuştur.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/4960, K. 2019/591.

Anlaşmalı Boşanma Protokolü Üzerinde Tavzih (Açıklama) İle İnşa Edici Hüküm Kurulamaz.

Ankara 2.Aile Mahkemesinde görülen davada, 06.10.2005 tarihli boşanma protokolü imzalanıp mahkemeye ibraz edildiği, bu belgenin kapsamında Selahattin Ş. ‘nin şirkette sahip olduğu %51 hissenin yarısının Ferhan Ş. Ye verileceği hususunda anlaşma sağlandığı görülmüştür. Davalı vekilince kararın mevcut haliyle infaz edilemeyeceği belirtilerek tavzih istenmiş ve mahkemece kabul edilmiştir. Yargıtay’a sevk edilen davada Yargıtay, Selahattin Ş. ‘ye ait hissenin iptali ve yarı hissenin Ferhan Ş. ‘ye verilmesini içeren ek tavzih kararı ile inşai hüküm kurulduğu, bunun yanında bu karara izin verilmesiyle diğer şirket hissedarlarının zamanaşımı talebi sunmasına imkan kalmayacağını belirterek usul ve yasaya aykırı bulunan kararı bozmuştur.

Yargıtay 2.Hukuk Dairesi, E. 2018/7187, K. 2018/15036 (09.05.2019 tarihli Resmi Gazete).

Alican Yücebıyık
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi

Yorum yap