Şubat 2021

Aile Hukuku E-Bülten

Hısımların Çocuk ile Kişisel İlişki Kurma Hakkına İlişkin

Davacılar, torunlarıyla kişisel ilişki kurulmasına izin verilmesi istemiyle davalı gelinleri aleyhine dava açmış, mahkemece dava kabul edilmiş, karar davalı anne tarafından istinaf edilmekle yapılan incelemede bölge adliye mahkemesince; anne ve baba arasındaki boşanma davasının halen derdest olduğu, küçük çocuk yönünden kesinleşen bir velayet kararından söz edilemeyeceğinden bahisle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ve verilen karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

Olağanüstü haller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı, diğer kişilere özellikle de hısımlara tanınabilir. (TMK m. 325) Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının ve velayeti altındadır (TMK m.335/1-1). Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar. (TMK m. 336/1).

Velayet hakkı sahiplerinden babanın da davaya dahili ile taraf teşekkülü sonrasında onun göstereceği kanıtlar da toplanmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik hasımla davanın usulden reddi yönünde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

Yargıtay Kararı – E. 2020/6690 K. 2021/82 T. 12.1.2021

Çocuğun Üstün Yararı ve BM Çocuk Hakları Sözleşmesi

Dosya incelendiğinde, davanın açıldığı 02.12.2013 tarihinden itibaren yargılama süreci boyunca tarafların ortak çocuklarının davacı-karşı davalı anne yanında kaldıkları sabittir. Mahkemece alınan sosyal inceleme raporunda, çocukların anne yanında kalmalarının fiziksel, sosyal, kültürel ve psikolojik gelişimlerini olumsuz etkileyeceği hususu ispatlanmamış olup, duruşmada dinlenen ortak çocukların da velayet hususunda ebeveynleri arasında seçim yapmak istemedikleri anlaşılmaktadır.

Velayet düzenlemesinde; çocukla ana ve baba yararının çatışması halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gereklidir. Çocuğun yararı ise; çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişebilmesi ve böyle bir gelişmenin gerçekleştirilmesi için, çocuğa sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmış olmasıdır.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. maddesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin 3 ve 6. maddeleri, iç hukuk tarafından yeterli idrake sahip olduğu kabul edilen çocuklara, kendilerini ilgilendiren davalarda görüşlerini ifade etmeye olanak tanınmasını ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir. Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür.

Davalı-karşı davacı babanın ise kendisine yeni bir aile düzeni kurmuş olması ve çocukların alıştıkları çevreden ayrılmaması ilkeleri bir arada değerlendirildiğinde ortak çocukların velayetlerinin davacı-karşı davalı anneye verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmelerle davalı-karşı davacı babaya verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönüyle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Yargıtay Kararı – E. 2020/6360 K. 2021/431 T. 20.1.2021

Korunma Kararının Kaldırılmasına Dair

2828 sayılı Kanun uyarınca alınmış olan korunma kararının kaldırılmasına yönelik istek, korunma altında bulunan çocuğun hak ve menfaatleriyle de ilgilidir. Bu nedenle davanın; hakkında korunma kararı alınmış olan çocuğa, çocuk ergin değilse yasal temsilcisine (veli veya vasisine) yöneltilmesi, onların da göstereceği deliller varsa toplanıp değerlendirilerek ulaşılacak sonuç uyarınca karar oluşturulması gerekir. Olayda korunma kararı, davacı kurumun başvurusu üzerine evrak üzerinde yapılan inceleme ile kaldırılmış; çocuğun yasal temsilcisine husumet yöneltilmediği gibi, karar da yasal temsilciye tebliğ edilmemiştir. Taraf teşkili sağlanmadan hukuki dinlenilme hakkı (HMK. m. 27) tanınmadan verilen karar usul ve kanuna aykırıdır. Hakkında korunma kararı alınmış olan şahıs ergin olduğuna göre davanın; hakkında korunma kararı alınması istenen …’a yöneltilmesi, onun da göstereceği deliller varsa toplanıp tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuç uyarınca karar oluşturulması gerekir. Taraf teşkili sağlanmadan, eksik hasım ve eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

Yargıtay Kararı – E. 2020/5908 K. 2021/457 T. 20.1.2021

Zeynep Aydın/ Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi

Yorum yap