Mayıs 2021

Aile Hukuku E-Bülten

Eşini Evden Uzaklaştıran ve Kadının Eğitim Hakkını Engelleyen Eş Boşanmada Tam Kusurludur

İlk derece mahkemesi tarafından, davacı kadın ve davalı erkeğin evlilik birliğini ortak hayatı devam ettirme noktasında gereken çabayı göstermedikleri, tarafların eşit kusurlu oldukları gerekçesiyle, kadının TMK 174/1-2. maddesinde düzenlenen maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davacı kadın tarafından hüküm, ziynet alacağı, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi ve nafakalara yönelik istinaf edilmiştir.

Erkeğin mevcut kusurlarının yanında, eşini evden uzaklaştırdığı, manevi anlamda bağımsız ev temin etmediği, kadının eğitim hakkının engellediği dosya kapsamında tanık beyanlarıyla ispatlanmıştır. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davalı erkek tam kusurludur.

Evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4) dikkate alınarak kadın yararına maddi ve manevi tazminata (TMK m. 174/1-2) karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

T.C. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Esas: 2020/4728 / Karar: 2020/5981 / Karar Tarihi: 19/11/2020

 

Kadının, Erkeğin Telefonundan Yapmış Olduğu Yazışmaların Delil Oluşturmak Maksatlı Ekran Görüntülerini Alması Hukuka Aykırı Değildir

Dava, kadın tarafından açılan, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda boşanmaya sebebiyet veren olaylarda “Cinsel yönden güven sarsıcı davranışlarda” bulunan davalı erkeğin tam kusurlu olduğu belirtilerek tarafların boşanmalarına, davacı kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmiş, hüküm taraflarca “Boşanma hükmü dışındaki yönlerden” istinaf edilmiştir. Bölge adliye mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, erkeğe yüklenen kusura ilişkin vakıanın hukuka uygun delillerle ispatlanamadığı, davacı kadın tarafından dosyaya delil olarak sunulan ve erkeğe ait olduğu iddia edilen ekran görüntülerinin, erkeğin telefonundan erkeğin rızası dışında hukuka aykırı olarak elde edildiği gerekçesiyle erkeğe kusur olarak yüklenen bu vakıanın gerçekleşmediği, kusursuz olan tarafın da  tutulamayacağı gerekçesiyle erkeğin istinaf talebi kabul edilerek kadının tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, kadının ise istinaf talebi esastan reddedilmiş, hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı kadın tarafından, davalı erkeğin telefonundaki Skype isimli iletişim uygulaması üzerinden başka kadınlarla yapmış olduğu cinsel içerikli yazışmaların ekran görüntüleri alınmak suretiyle dosyaya sunulan çıktıların erkeğin haberi olmaksızın, onun bilgisi ve rızası dışında sırf delil oluşturmak maksatlı olarak hukuka aykırı bir şekilde elde edildiğinden bahsedilemez. Mahkeme, davacı tarafça usulüne uygun olarak elde edilen ve dosyaya sunulan bu delilin hükme esas alınmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığına karar vermiştir. İstinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesince, hükmün münhasıran bozulmasına karar verilmiştir.

T.C. Yargıtay 2. HD Esas: 2021/478 Karar: 2021/1604 K.T: 23.02.2021

 

Erkeğin Kadından Ortak Çocuk İstememesi, Kusurlu Davranış Olarak Kabul Edilir

Mahkemece yapılan yargılaması sonucunda taraflar eşit kusurlu bulunarak erkeğin davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Davacı erkeğe kusur olarak yüklenilen vakıalar istinaf kanun yoluna başvurulmadığından kesinleşmiştir. Erkeğin kesinleşen kusurlu davranışları yanında “Kadından ortak çocuk istemediği” anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda davacı erkeğin davalı kadına oranla “Daha ağır” kusurlu olduğunun kabulü gerekirken, tarafların eşit kusurlu olduklarının kabul edilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

Evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların onun kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları dikkate alınarak davalı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.

T.C. Yargıtay 2. HD Esas: 2020/6540 / Karar: 2021/1661 / K.T: 24/02/2021

Zeynep Aydın – Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi

Yorum yap