Mayıs 2020

Aile Hukuku E-Bülten

Aile hayatı anlamında bağın kurulup kurulmadığının belirlenebilmesi için somut olayın incelenmesi gerekir ! 

Başvurucunun, aynı zamanda öz amcası olan üvey babasının ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazına başlanıldıktan sonra mevzuatta belirtilen kişilerden olmaması sebebiyle başvurucunun üvey babası ile görüşmesine izin verilmemesi nedeniyle İnfaz Hakimliğine şikayette bulunmuştur. Ret cevabı alması sonucu, bu karara karşı Ağır Ceza Mahkemesine itirazda bulunmuş ve bu itiraz da reddedilmiştir. Başvurucu, hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunduğu sırada, üvey babası ile görüşme talebinin reddedilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. 

Anayasa Mahkemesi değerlendirmesinde demokratik bir toplumda, güvenliğin ve disiplinin sağlanması amacıyla ceza infaz kurumlarına gelecek ziyaretçilerin sınırlandırılabileceğini belirtmiştir. Ancak özel durumların da dikkate alınması ve bu hususta somut olayın gereklerine göre bu sınırlandırmaların esnetilebileceğini eklemiştir. Anayasa Mahkemesi kararlarında, aile hayatının kan bağı ile kurulabileceği gibi hukuki ya da istisnası durumlarda fiili olarak da kurulabileceğini belirtmiştir. Başvurucunun öz babası öldükten sonra annesi ile evlenen aynı zamanda öz amcası olan Y.İ. yi babası olarak bildiği ve bir yaşından itibaren onunla aynı ortamda yaşadığı ve başvurucuyu bakıp gözeten biri olduğu saptanmıştır. Başvurucu ile Y.İ arasında aile hayatı anlamında bir bağın olduğu anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesinde ziyaret hakkına getirilen bu kısıtlamanın hükümlü ve tutukluların dış dünya ile iletişim kurması ve aile ilişkilerini devam ettirebilmesi ilkelerine uygun olmadığı hususuna dikkat çekilmiştir. Başvurucunun görüşme talebinin reddedilmesi suretiyle başvurucunun aile hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin yeterli ve geçerli gerekçelere dayandırılmadığı ortaya çıkmıştır. Bu gerekçelerle Anayasa Mahkemesi, Anayasanın 20.maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. 

Anayasa Mahkemesi Başvurusu No: 2016/1750  Karar Tarihi: 10/12/2019 

                                                                                                                                Zehra Aydın

Gelirinden daha yüksek miktarda nafakaya hükmedilmesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edilmesi hk.

Başvurucunun boşandığı eşi tarafından kendisi ve dört çocuğu için ödenen nafaka miktarının artırılması talebiyle Aile Mahkemesinde dava açılmıştır. Davanın kısmen kabulüne karar veren Mahkeme, başvurucunun eski eşi ve dört çocuğu için ödediği nafaka miktarını artırmıştır. Bir hastanede şirket elemanı olarak asgari ücretle çalıştığını ve maaşından daha yüksek miktarda nafakaya hükmedilmesinin haksız olduğunu belirten başvurucu, temyiz talebinde bulunmuştur. Karar, Yargıtay tarafından onanmıştır. Başvurucu, nafaka artırım davası sonucunda, elde ettiği gelirden daha yüksek miktarda nafaka ödemeye karar verilmesi nedeniyle maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Somut olayda tarafların ekonomik durumlarının araştırılması sırasında sadece kolluk tarafından verilen bilgileri esas alan Mahkeme, başvurucunun boşandığı eşi ve dört çocuğu için 1000 TL nafaka ödemesine karar vermiştir. Mahkeme başvurucunun memur olarak çalıştığını kabul edip aylık geliri hakkında bilgi sahibi olmadan karar vermiştir. Ancak başvurucu; memur olarak değil şirket elemanı olarak asgari ücretle çalıştığını, 950 TL aylık aldığını iddia etmiştir. Başvurucunun bu iddiasının doğru olması durumunda ödeyeceği 1000 TL nafaka miktarı ölçülü değildir. Bu nedenle tarafların ekonomik durumlarının tam olarak ortaya konması, taraflardan biri aleyhine aşırı ve olağan dışı bir külfetin yüklenip yüklenmediğinin anlaşılabilmesi için önemlidir. Başvurucunun geliriyle ilgili iddialarını sunmasına karşın derece mahkemesi, başvurucunun çalıştığı kurumla iletişime geçmemiş, aylık gelirini araştırmamış ve kararda da bu iddiayla ilgili bir gerekçe ortaya koymamıştır. Bu sebeple kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının korunmasına yönelik usule ilişkin güvencelerin yerine getirilmediği sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülükler kamu makamlarınca yerine getirilmemiştir.
Anayasa Mahkemesi, açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde koruma altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesi Kararı Başvuru No: 2016/3140   Karar Tarihi: 7/11/2019

                                                                                                                          Büşra İlter

Eşini ailesine göndermenin ardından telefonlara çıkmamak ve aramamak boşanma sebebidir!

Konya 3. Aile Mahkemesinde görülen davada davacı vekili, davalının, eşine ve eşinin ailesine hakaret ettiğini, eşinin hamileliği süresince kendisini odaya kilitlediğini, bebeğe ve kendisine zarar vereceğini söylediğini belirterek boşanma ve velayetin müvekkiline tevdiini talep etmiştir. Davalı vekili ise, iddia edildiği üzere müvekkilinin psikolojik problemleri olmadığını, davacının isteği üzerine Konya’ya ailesini yanına gittiğini, sonra yapılan aramalarda davacının telefonlara çıkmadığını, müvekkilinin eşini çok sevdiği ve boşanmayı istemediğini belirtmiştir.  Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle açılan söz konusu davada eşit kusurun varlığı kabul edilmiş ve boşanma kararı verilmiştir. Hükmün temyizi sonucu Yargıtay, yeterli sebep ve saik açıklanmadan karar verildiğini belirterek hükmü bozmuş; ilk derece mahkemesi ise kararda direnmiştir. Direnme kararını inceleyen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, eşin, diğer eşin rızasıyla Konya’ya gittiği ve bunun ardından telefonlara çıkmadığı; bu duruma eşin ailesinin müdahalesine de ses çıkarmadığı gerekçesiyle eşit kusurlu olunduğunun kabulüne ve ilk derece mahkemesinin direnme kararının yerinde olduğuna hükmetmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu  E. 2017/2719  K. 2019/341  

                                                                                                                   Alican Yücebıyık

Bir Cevap Yazın