2020

Aile Hukuku Bülteni

Üzerinde aile konutu şerhi olan taşınmazın icra yolu ile satılması durumunda, borçlu ile evli olan eş ihalenin feshini isteyebilir!

Olayda şikâyetçi, ihaleye konu taşınmaz üzerinde aile konutu şerhi olduğunu ve tesis edilen ipoteğe muvafakatinin olmadığını belirterek İcra Mahkemesine ihalenin feshi talebiyle başvurmuş, mahkeme şikâyeti kabul ederek ihalenin feshine karar vermiştir. Alacaklının istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddedilmesine karar vermiştir. Davacı istemi üzerine temyiz incelemesine sevk edilen dosyada Yargıtay, şikâyetçinin borçlu ile evli olduğunu ve söz konusu taşınmazın tapu kaydına 8 ay önce aile konutu şerhi konulmuş olduğunu belirterek ihalenin feshinin davacı tarafından istenebileceğine karar vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi  E. 2018/12496 K. 2019/3129

Koruyucu aile statüsünün kaldırılması, aile hayatına saygı hakkının ihlaline ilişkin

Başvurucu ve eşi, 2008 ve 2009 yılında iki çocuğu koruyucu aile statüsünde yanlarına almıştır. Başvurucu hakkında müstehcenlik ve cinsel istismar kapsamında ceza soruşturması başlatılması üzerine, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü (Kurum) tarafından başvurucunun aile statüsünün kaldırılmasına karar verilmiştir. Çocuklar 16/02/2013 tarihinde aileden alınarak çocuk yurduna yerleştirilmiştir. Asliye Ceza Mahkemesi 27/06/2013 tarihli kararıyla başvurucunun beraatine karar vermiştir.

Başvurucu, söz konusu suçlamalardan aklandığını belirterek koruyucu aile statüsünün kaldırılmasına ilişkin Kurum kararının iptal edilmesi talebiyle idari yargıda dava açmıştır. İdare Mahkemesi dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Davalı idarenin temyiz başvurusu üzerine Danıştay kararın bozulmasına hükmetmiştir. İdare Mahkemesi, önceki kararında ısrar etmiş ve dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararla, davanın görev yönünden reddedilmesi gerektiği belirtilerek İdare Mahkemesinin kararı bozulmuştur. Bunun üzerine başvurucu tarafından Aile Mahkemesinde koruyucu aileliğin iadesi davası açılmış fakat görevsizlik kararı verilmiştir. Temyiz üzerine inceleme yapan Yargıtay’ın kararıyla Aile Mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararı onanmış ve kesinleşmiştir.

Aile hayatına saygı hakkının söz konusu olabilmesi için öncelikle aile kavramı kapsamında değerlendirilebilecek kişisel ve yakın bağların varlığı gereklidir. Söz konusu bağ, kan bağıyla kurulabileceği gibi hukuki ya da istisnai durumlarda fiilî yollarla da gerçekleşebilir. Bu bağlamda, koruyucu aile uygulamasında olduğu gibi kan veya evlatlık bağı olmamasına rağmen çocukların bakım ve gözetimini üstlenerek her türlü ihtiyacında yanında bulunan kişilerle de aralarında aile bağı oluştuğu kabul edilebilir.

Anayasa Mahkemesi, kamusal makamların süreç içerisindeki tutumlarını aile hayatına saygı hakkı bağlamındaki usule ilişkin güvenceler açısından değerlendirmiş, devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini incelemiştir.

Somut başvuruda hâlen devam eden ve altı yıl geçmesine rağmen henüz görevli yargı kolunun dahi kesin olarak belirlenemediği davanın sürüncemede kaldığı kabul edilmelidir. Bu durumda, koruyucu aile statüsünün kaldırılmasına ilişkin Kurum kararının hukuka uygun olmadığı iddiasıyla başlatılan yargılamanın sürüncemede bırakılması ve başvurucunun çocuklarla yeniden bir araya gelme konusundaki hukuki belirsizliğin hızlı bir yargısal süreç yürütülerek giderilmemesi nedenleriyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle, Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ve başvurucuya tazminat ödenmesine karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesi Başvuru No: 2015/7216

Alican Yücebıyık – Büşra İlter

Yorum yap