2020

Anayasa Hukuku E-Bülten

İş Akdi Feshedilen Sendika Üyesi Başvurucunun Sendika Hakkının ve Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edilmesi

Başvurucu özel bir şirkette işçi olarak çalışırken iş sözleşmesi feshedilmiştir. Başvurucu, sözleşmenin feshi için geçerli bir neden olmadığını belirterek işe iade talepli tespit davası açmıştır. Başvurucuya göre iş sözleşmesi, Basın İş Sendikasının (Sendika) üyesi olması ve bazı sendikal faaliyetlerde bulunması nedeniyle feshedilmiştir. İş mahkemesi, feshin geçersizliğine ve başvurucunun işe iade edilmesine hükmetmiş, iş sözleşmesinin sendikal nedenlerle feshedildiği iddiasının somut delillerle kanıtlanamadığı kanaatine varıldığı belirtmiştir. Başvurucu hükmü temyiz etmiş, Yargıtay ise eksik araştırmadan dolayı hükmü bozmuştur. 

Başvurucu; işveren tarafından sendikal örgütlenmeye engel olmak amacıyla iş sözleşmesinin feshedildiğini, iş sözleşmeleri sendikal nedenlerle feshedilen benzer durumdaki işçilerin açtıkları işe iade davalarında sendikal tazminata hak kazandıklarını belirterek eşitlik ilkesinin ve sendikal örgütlenme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

Sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna; 2 yıl 10 aylık yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varılarak Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi Başvuru No: 2018/25817  Karar Tarihi: 20/4/2020

Boşanma Davasında Hukuk Kurallarının Hatalı Uygulanması, Delillerin Takdirinde Hata Yapılması ve Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edilmesi

Başvurucu evlenmiş ve evlilik birliği içinde başvurucunun biyolojik babası olmadığı bir çocuk dünyaya gelmiştir. Başvurucunun eşi tarafından başvurucu aleyhine boşanma davası açılmış ve taraflar boşanmıştır. Kararda tedbir nafakası kaldırılmış, başvurucu aleyhine maddi ve manevi tazminata karar verilmiştir. Yargıtay, taraflar arasındaki kusur oranının yanlış değerlendirildiği gerekçesiyle tazminat ve tedbir nafakasına ilişkin hükümlerin bozulmasına karar vermiştir.  Devam edilen yargılamada sonucunda soybağının reddine ilişkin davada verilen kararın kesinleştiği tarihe kadar başvurucunun evlilik birliği içinde dünyaya gelen çocuk için tedbir nafakası ödemesine hükmedilmiştir.

AYM, 8 yıl 6 aylık yargılama süresinin makul olmadığını belirtmiş, Anayasanın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Başvurucu; biyolojik babası olmadığı için kişisel ilişki kurmasına izin verilmeyen çocuk lehine nafaka ödemek zorunda bırakılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, boşanma davasında öne sürdüğü iddia ve itirazlarının karar gerekçesinde karşılanmadığını, Yargıtay’ın bozma kararının hukuka aykırı bir karar olduğunu, bozma kararına uyularak devam edilen yargılamada delillerin takdirinde hata yapıldığını,  psikolojik açıdan durum değerlendirmesi yapılmadığını belirterek sağlık hakkının, eşitlik ilkesinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürmüştür.

AYM; ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmamasının bireysel başvuru konusu olamayacağını ileri sürerek başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesi Başvuru No: 2018/25844  Karar Tarihi: 20/4/2020

Zeynep Aydın-Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi

Bir İnternet Haber Sitesine Erişimin Tamamıyla Engellenmesinin İfade ve Basın Özgürlüğünü İhlal Etmesi

Başvurucu, www.sendika.org isimli internet sitesinin temsilcisidir. Başvuruya konu site başvuru formunda “Emek Hareketinin Gündemi” sloganı etrafında yayın çizgisini belirleyip dünyaya emekçilerin penceresinden bakarak toplumsal hayatın gündemini tutmaya çalışan bir internet sitesi olarak tanımlanmış.

Başbakanlık Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğünün talebi ve (kapatılan) Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının (TİB) 25/7/2015 tarihli yazısı ile başvuruya konu sitenin de aralarında bulunduğu 118 internet sitesi ile sosyal medya hesabına erişimin engellenmesine “bahse konu içeriklerin yaşam hakkı ile kişilerin can ve mal güvenliğinin ihlaline sebebiyet vermesi” gerekçesiyle karar vermiştir. 

Başvurucu temsilcisi, olduğu internet portalına erişimin bütünüyle engellendiğini, erişimin engellenmesi kararında söz konusu tedbirin hangi gerekçeyle alındığının açıklanmadığını belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; internet sitesinin tümüne yönelik olarak alınan gerekçesiz tedbir kararlarının sansür niteliğinde olduğunu ve ifade özgürlüğüne yönelik orantısız bir müdahale oluşturduğunu belirterek ifade ve basın hürriyetinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

Başkanlık görüşünde içeriklerin terörü öven, şiddete ve suça teşvik eden ve kamu düzenini, milli güvenliği tehdit eden nitelikte yayınlar olduğu ve uygulanan tedbirin demokratik toplumda gerekli olduğu, zorlayıcı toplumsal bir ihtiyacı karşıladığı ve orantılı olduğunu belirtilmiştir.

AYM, Wikipedia Foundation Inc. ve diğerleri kararına gönderme yaparak; kamu düzeni ile temel haklar arasında yer alan ifade hürriyeti ve basın özgürlüğü arasında bir değerlendirmede bulunmuştur. Anayasanın “düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. Maddesine ve buradaki özel sınırlandırma nedenlerine değinmiş; 28. Maddede geçen “Devlet, basın ve haber alma hürriyetini sağlayacak tedbirleri alır.” diyerek devletin bu yöndeki pozitif yükümlülüğüne değinmiştir. AYM, TİB’in erişimin engellenmesine karar vermiş olup daha ileri bir değerlendirmede bulunmadığını kabul etmiştir. Üstelik internet sitesine erişimin tümüyle engellenmesi 5651 Sayılı Kanun’un 8/A maddesinin 3 numaralı fıkrasında erişimin engellenmesi kararlarının ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak engellenmesine bu mümkün değilse son çare olarak tüm siteye yönelik erişim engeline karar verilebileceğini belirtmiştir.

Söz konusu sitenin hangi yazısının ihlal teşkil ettiği açıkça belirtilmemiş, hüküm karşısında içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla ihlalin önlenemediği hususunda bir gerekçelendirme yapılmadığı dikkate alınarak sitenin tamamına erişimin engellenmesi şeklindeki müdahalenin ifade ve basın özgürlükleri önünde orantısız müdahale teşkil ettiğinin açık olduğu vurgulanmıştır. Anayasanın 13. Maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasanın 26. Maddesinin ihlalini teşkil edeceği açıkça beyan edilmiş olup; esas incelemesinde demokratik toplum düzeninin gereklerine uymadığı ve anayasa madde 26 ve 28’de güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğine ve manevi tazminata hükmedilmiştir.

Anayasa Mahkemesi  Başvuru No: 2015/16368  Karar Tarihi:11.3.2020 

Fatma Atile-Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi

Cezaevinde Mektubun Alıcısına Ulaştırılmaması Haberleşme Hürriyetinin İhlali

Başvurucu, cezaevinde yaşadığı olumsuzlukları kaleme aldığı mektubu bir gazeteciye göndermek istemiş ancak mektup sakıncalı olduğu gerekçesiyle ilgili yerlere gönderilmemiştir.

Mahkeme, benzer başvurularda verilecek olan kararın ilgili ve yeterli olabilmesi için belli ölçütler sıralamıştır: 

i.  İlgili yazışmalar, somut olayın koşulları dahilinde objektif bir gözlemciyi haberleşme hakkini kötüye kullanıldığı ikna edebilecek nitelikte bilgilerle açıklanmalıdır.

ii. Mektubun içeriği ile muhatabın kim olduğu dikkate alınarak hangi nedenlerle ceza infaz kurumu güvenliğini tehlikeye düşüreceği açıklanmalıdır.

iii. Müdahalenin orantılı olabilmesi için mektubun tamamının alıkonulması yerine mektup içinde sakıncalı olduğu değerlendirilen cümlelerin karalanarak ilgiliye ulaştırılmasının değerlendirmeye alınmalıdır.

Açıklanan ilkelerin somut olayda yer almaması nedeniyle başka bir deyişle müdahale ilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığından haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi Başvuru No: 2017/20669  Karar Tarihi: 10/03/2020

Güvenlik Soruşturması Kapsamında Kişisel Verilerin Tutulmasına İlişkin Kuralın İptali

Dava konusu kural, güvenlik soruşturması kapsamında kişilerin kişisel verilerine, hakkında suç işlediğine dair iddiaların değerlendirildiği savcılık, hâkim, mahkeme kararları kayıtlarına ulaşılmasına ve bu kayıtların kullanılmasına ilişkindir. 

Mahkeme, ilgili hükmü özel hayatın gizliliği kapsamında temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması (AY m.13) ölçütlerinden kanunilik bazında değerlendirme yapmıştır.

Kuralda, kişisel veri niteliğindeki kayıtların ne şekilde kullanılacağına ve bu bilgilerin ne şekilde ve ne kadar süre ile saklanacağına, bilgilerin silinip silinmeyeceğine, yetkilinin denetiminin ne şekilde yapılacağına ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.

Açıklanan sebeplerle keyfiliğin önüne geçecek belirli ve öngörülebilir kanuni güvenceler belirtilmediğinden dava konusu kural Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleriyle bağdaşmamaktadır. Dava konusu kuralın iptaline karar verilmiştir. 

Anayasa Mahkemesi E. 2018/163  K. 2020/13  Karar Tarihi: 19/02/2020

Tahliye Kararının Geç İcrasında CMK m. 141’in Etkili Bir Yol Olması

Başvurucu, tutuklu yargılandığı dosyada verilen tahliye kararına rağmen yaklaşık 17 saat sonra tahliye edilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına karşın Mahkeme ikincillik ilkesi çerçevesinde değerlendirme yapmıştır.

Mahkeme, tahliye kararın geç icra edilmesi durumunda CMK madde 141’in etkili bir yol olduğunu ve tüketilmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme iddiayı başvuru yolları tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilebilir olmadığına hükmetmiştir.

Anayasa Mahkemesi Başvuru No: 2016/59578  Karar Tarihi: 12/02/2020

Sümeyye Kırılmaz-Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi

Yorum yap