Nisan 2020

Anayasa Hukuku Bülteni

İdari Yaptırım Kararına İtirazın Gerekçesiz Reddedilmesi Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edilmesi

Başvurucu, alkollü araç kullandığı gerekçesiyle aleyhe uygulanan idari yaptırım kararına itirazların gerekçesiz olarak reddedilmesinin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin AYM’ye başvurmuştur. 

Başvurucunun Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından yapılan kontrolde 0,76 promil alkollü olarak araç kullandığı tespit edilmiş ve kendisi 844 TL idari para cezası ile cezalandırılmış ve ehliyetine 6 ay süreyle el konulmuştur. Bunun üzerine başvurucu yapılan ölçümün ardından 51 dakika sonra Eskişehir Devlet Hastanesinde test yaptırmış ve kanında alkol bulunmadığı tespit edilmiştir. Ardından başvurucu alkolsüz olduğunu ve alkol metrenin yanlış ölçüm yaptığı gerekçesiyle karara itiraz etmiştir. Fakat başvurucunun itirazlarına gerekçe gösterdiği hususlara değinilmeden itirazı gerekçesiz reddedilmiş ve idari para cezası hukuka uygun bulunmuştur. 

AYM, kararları incelemiş ve Anayasanın 36. Maddesinin 1. Fıkrası ve Anayasanın 141. Maddesinde geçen “Bütün mahkemelerin her türlü kararı gerekçeli olarak yazılır.” İbaresinden yola çıkarak mahkemenin her itirazı detaylı gerekçelendirmek zorunda olmamakla birlikte başvurucunun itirazına temel teşkil eden, sonuca etkili olacak iddiaların yanıtsız bırakılması kişinin gerekçeli karar hakkının ihlal edilmesine yol açmıştır. Anayasanın 36. Maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilerek kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Eskişehir 2. Sulh Ceza Hakimliğine gönderilmesine karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi Başvuru No: 2017/16903  Karar Tarihi 17.02.2020

Davanın Ehliyet Yüzünden Reddedilmesi Nedeniyle Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edilmesi

  Sendika işyeri temsilcisi olan başvurucunun haklı sebepler gösterilerek başka bir yere ataması gerçekleştirilmiştir. Bunun üzerine başvurucuyu temsilen sendika tarafından atamaya ilişkin iptal davası açılmıştır.

  Danıştay kararları göz önünde bulundurulmuş olup; sendika üyesi olan kamu görevlisinin isteği üzerine statüsünden kaynaklanan hak ve yükümlülükler, görev ve sorumlulukları ile atama, nakil gibi diğer düzenlemelere dayalı olarak üyeleri hakkında tesis edilen bireysel işlemlere karşı sendikaların üyelerini temsilen dava açabileceklerine kanaat getirilmiştir. Başvurucu; Danıştay’ın yetki belgesi eksikliği nedeniyle davanın ehliyet yüzünden reddi şeklindeki gerekçesine karşı dilekçe ekinde söz konusu belgeye yer verildiğini; kolayca tamamlanabilecek bu eksikliğin tamamlanmasına ilişkin mahkeme kararının bulunmadığını öne sürerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

  AYM, mahkemeye erişim hakkının, anayasanın 36. Maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsuru olması sebebiyle diğer hak ve özgürlüklerden yararlanmanın en etkili güvencesi olduğunu belirtilmiştir. Dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmanın mümkün olmadığını vurgulamıştır. Müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı 13. madde çerçevesinde değerlendirilmiştir. Kanunilik ve meşru amaç yönünden herhangi bir ihlal tespit edilmemiş olup sınırlandırmanın ölçülü olmadığına karar verilmiştir. Davanın ehliyet yönünden reddi halinde yeni bir dava açılmasının mümkün olmaması göz önünde bulundurularak müdahalenin ağır olduğu belirtilmiştir. Oysa ölçülülük ilkesinin şartlarından olan gereklilik unsuruna göre aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşmanın mümkün olmaması gerekir. Mevcut olayda ise belgenin tamamlatılması talebi müdahalenin meşruluğu için daha hafiftir. Zira bir temel hakkın kullanılması asıl, sınırlandırma ise istisna olması gerektiği belirtilmiş ve Anayasa’nın 36. Maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi Başvuru No: 2015/3324  Karar Tarihi:26.02.2020

Fatma Atile – Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi

ARSA VASFINI KAMULAŞTIRMA YAPILMAKSIZIN ENERJİ NAKİL HATTI GEÇİRİLMESİ SEBEBİYLE MÜLKİYET HAKKININ İHLAL EDİLMESİ

Başvurucuların taşınmazlarının bir kısmı üzerinden kamulaştırma yapılmadan veya idari irtifak tesis edilmeksizin farklı tarihlerde enerji nakil hattı geçirilmiş, ayrıca anılan kısma elektrik direği dikilmiştir. Başvurucular ayrıca maliki oldukları taşınmazdan enerji nakil hattı geçirilmesi nedeniyle kendilerine bir tazminat ödenmediğini ifade etmişlerdir.

Başvuruculara göre Anayasa’nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı biçimde 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nda belirlenmiş süreçler takip edilmeden mülkiyetlerinde bulunan taşınmazlara kamulaştırmasız olarak el atılmıştır. Diğer taraftan başvurucular kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açmak zorunda bırakıldıklarını, bunun ise mülkiyet hakkı ihlalini de aşan bir sonuca yol açtığını belirtmişlerdir. Başvurucular sonuç olarak bu gerekçelerle adil yargılanma ve mülkiyet hakları ile kamulaştırma ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

İdari irtifak tesisinin asıl amacı bir inşaat yasağı getirmek değildir. Dolayısıyla taşınmazın alt veya üst katmanlarına olayda olduğu gibi el atılması mülkten kısmen yoksun bırakma sonucuna yol açmaktadır. Mülk sahipleri taşınmazın bir bölümü olan üstündeki hava veya altındaki arz katmanından mahrum kalmaktadır. İncelenen başvuruda kamulaştırmasız el atma nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin idarenin eyleminden kaynaklandığı anlaşılmıştır.

Anayasa Mahkemesi Başvuru No: 2017/30577  Karar Tarihi: 10/3/2020

AİLE HAYATINA SAYGI HAKKI VE AYRIMCILIK YASAĞININ İHLALİ

Başvurucu, G.K. ile resmi nikâh olmaksızın evlendiğini ve daha sonra ayrıldığını, bu beraberlikten bir çocuğunun dünyaya geldiğini belirtmiştir. Başvurucu, çocuğun babasının G.K. olduğunun tespiti ile soybağının düzeltilmesi, iştirak nafakasına hükmedilmesi ve çocuğun anne soyadını kullanmasına karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.

Mahkeme, bilirkişi raporu ve toplanan diğer deliller çerçevesinde çocuğun babasının G.K. olduğunu tespit etmiş, nüfusta babanın kütüğüne tesciline ve iştirak nafakası ödenmesine karar vermiştir. Mahkeme ayrıca çocuğun, annesi olan başvurucunun soyadını kullanmasına hükmetmiştir. 

Söz konusu kararın çocuğun annesinin soyadını taşımasına izin verilmesine ilişkin kısmı Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin kararıyla bozulmuştur. Bozma kararının gerekçesinde, Soyadı Nizamnamesi’nin 15. maddesi uyarınca evlilik dışında doğmuş çocukların, ana ve babanın birbirleri ile evlenmesi veya babalarının tanıması ya da hâkimin babalığa karar vermesi ile babanın soyadını alacağı belirtilmiştir.

Evlilik dışında dünyaya gelen ve velayeti annede bulunan çocuğun annenin yanında kalacağı ve onun gözetiminde yetiştirileceği dikkate alındığında çocuk ile annenin farklı soyadları taşıması sosyal hayatta özellikle sağlık, eğitim, ulaşım gibi alanlarda birtakım zorluklara sebebiyet verecektir. Ve de, velayet hakkı ve bu hakka ilişkin yetkilerin kullanımı da dâhil olmak üzere cinsiyetler arası eşitlik ve cinsiyete dayalı ayrımcılıkla ilgili hususlar, insan hakları ile ilgili birçok uluslararası hukuk belgesinde de yer almaktadır.

İncelenen başvuruda derece mahkemeleri tarafından mevzuat hükümlerinin katı bir şekilde yorumlanması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkı ile birlikte ele alınan Anayasa’nın 10. maddesinde tanımlanan ayrımcılık yasağının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. 

Anayasa Mahkemesi Başvuru No: 2017/40178  Karar Tarihi: 26/2/2020

Zeynep Aydın – Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi

Bir Cevap Yazın