2019

Anayasa Hukuku Bülteni – Mart 2019

HES Projesiyle İlgili İdarece Verilen Kararın İptali İstemiyle Açılan Davanın Süre Yönünden Reddedilmesi Nedeniyle Mahkemeye Erişim Hakkının İhlali

Artvin’in Yusufeli ilçesi Demirdöven köyü sınırları içinde bulunan vadide yapılması planlanan Damla Regülatörü ve Hidroelektrik Santrali (HES) Projesi hakkında Çevre ve Orman Bakanlığı çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) ve Planlama Müdürlüğünce ÇED olumlu kararı verilmiştir.

Karar, Valilik ilan panosunda on gün süreyle ilan edilmiştir. Karardan geç haberdar olduklarını belirten başvurucular kararın geri alınması yönünde Bakanlığa başvurmuş ancak ret cevabı almıştır.

Başvurucular, İdare Mahkemesine dava açmıştır. Dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar veren İdare Mahkemesi, davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir.

Başvurucular, dava açma süresinin başlangıcı olarak ÇED raporunun Valilik tarafından ilan edildiği tarihin esas alınmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyet etmiştir.

Mahkeme, köyde yaşayan başvurucuların şehir merkezinde bulunan Valilik ilan panosunda yayınlanan kararı takip ederek ilan tarihinden itibaren dava açmalarını beklemenin hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri bağlamında öngörülebilirlik sınırları içinde olmadığı kanaatine varmış ve dava açma süresinin, başvurucuların henüz dava hakkının doğduğundan haberdar olmadığı bir dönemde işletilmeye başlamasını mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz bulmuştur.

Anayasa mahkemesi, yukarıda açıklanan gerekçelerle başvurucuların, adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

(Demirdöven Köyü Tüzel Kişiliği ve diğerleri, B. No: 2014/14359, 25/12/2018, § …)
(Resmi Gazete Tarihi-Sayısı: 22/2/2019–30694)

Meslek Odasının Faaliyetlerine Yönelik Dağıtılan Bültende Yer Alan Yazı Nedeniyle Verilen Disiplin Cezasının İfade Özgürlüğünü İhlal Etmesi

Başvurucu; serbest muhasebeci mali müşavir olduğunu, meslek mensuplarına yönelik olarak çıkarılan bir bültende, üyesi olduğu meslek odasının yönetimi tarafından yapılan işlemleri sorgulayan eleştirel nitelikte bir yazı yazdığını ifade etmiştir. Başvurucu, herhangi bir mesleki unvana ya da bir meslek mensubunun adına yer vermediği şikâyet konusu yazı nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırıldığını belirterek ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararda Başvurucunun, üyesi olduğu odanın yönetim kurulunun faaliyetlerini eleştiren bir yazı kaleme aldığını belirtmekte ve birtakım iddialarda bulunulan yazıda oda binasının inşasında yapılan hatalardan Oda Meclisi toplantılarının yapılmamasına, yönetim Kurulu tarafından kullanılan krediden Maliye Bakanlığı ile yaşanan sorunlara kadar birçok konu hakkında yönetim kurulundan yazıda hesap sorulmaktadır. Bununla birlikte anılan yazı ağırlıklı olarak oda binasının inşasına yönelik eleştiriler içermekte, bina maliyetinin inşaat için ayrılan bütçenin oldukça üstüne çıktığından ve maliyeti finanse edebilmek için yetki alınmadan kredi kullanıldığından bahsedilmektedir. Müteahhit firmanın, inşaat komisyonu üyelerinden birinin müşterisi olduğu da başvurucunun dile getirdiği iddialar arasındadır. Başvurucu, bu iddialarını isim zikretmeden sunmuştur.

Başvurucu tarafından kaleme alınan yazı, bazı meslek mensupları tarafından oluşturulan bir grup tarafından yine meslek mensuplarına yönelik çıkarılan ve elden ele dağıtılan ücretsiz bir bültende yayımlanmıştır. Başvurucu, eleştirilerini Oda üyelerince takip edilen yani oldukça dar bir kesime hitap eden bir platformda dile getirmiştir. Dolayısıyla başvurucunun suçlamalarının odağında olan kişilerin kimlikleri ancak Oda üyelerince belirlenebilir. Bunun dışında başvurucu, bu kişilerin isimlerini Oda üyesi olmayan kişiler nezdinde ifade etme girişiminde bulunmamıştır. Gerek yazı içeriği gerek başvurucunun sergilediği davranış dikkat alındığında başvurucunun söz konusu yazı ile muhalefet etme hakkını kullandığı anlaşılmaktadır.

Anayasa Mahkemesi yukarıda anlatılan hususları dikkate alarak, başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamadığı, bu itibarla demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olmadığı sonucuna varmıştır.

(Metin Yalçın, B. No: 2014/5959, 6/2/2019, § …)
(Resmi Gazete Tarihi-Sayısı: 27/2/2019–30699)

Açığa Alınan Kamu Görevlisinin Kesilen Maaşının Göreve İade Edildikten Sonra Değer Kaybına Uğretılarak Ödenmesi Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edilmesi

Başvurucu; yargılandığı ceza davasından ötürü açığa alınmıştır, daha sonra zamanaşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına karar verildiğini, açıkta geçen sure içinde emekli olduğunu ancak açıkta geçirdiği süre zarfında maaşından kesilen 1/3’lük kısmının çalıştığı idarece kendisine iade edilmesine karşın idarenin uhdesinde kalan maaş için faiz ödenmediğini belirtmiştir. Başvurucu bunun üzerine söz konusu faizin ödenmesi talebiyle Aydın 1. idare Mahkemesinde açtığı davanın reddedildiğinden yakınmıştır. Başvurucu sonuç olarak bu gerekçeyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Başvurucunun mahkûm edilmemesi sebebiyle 657 sayılı Kanun’un 141. maddesi kapsamında alacağı iade edilmiş ancak bu maaş kesintisi yönünden herhangi bir faiz ödemesi yapılmamıştır. İdare hukuku çerçevesinde hangi alacaklara faiz işletileceği, faiz oranın ne olacağı, faizin işletilme tarihinin belirlenmesi gibi hususlar Anayasa Mahkemesinin görevine girmemektedir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin yukarıdaki içtihadında da değinildiği üzere mülkiyet hakkı kapsamında görülen bir alacağın kamu makamlarınca hakkı olmayan bir gerekçeyle geç ödenmesi durumunda bu alacağın enflasyon karşısında makul olmayacak bir oranda değer kaybına uğratılması mülk sahibine şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemektedir.

Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. Maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ihlal edilmiştir.

(Vildan Utku Atalay, B. No: 2015/4812, 7/2/2019, § …)
(Resmi Gazete Tarihi-Sayısı:12/3/2019–30712)

Oylum Çelik
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi

Yorum yap