2020

Anayasa Hukuku Bülteni

Tıbbi Hata Nedeniyle Kişinin Maddi ve Manevi Varlığını Koruma ve Geliştirme Hakkının İhlal Edilmesi

Başvurucular; kızlarının baş ağrısı şikâyetiyle geldiği Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesinden felçli olarak çıktığını, tıp kurallarının gerektirdiği dikkat ve özen hiçe sayılarak yanlış teşhis ve tedavi ile kızlarının ölümüne neden olunduğunu, kızlarının MS hastası olduğunun tespit edilemediğini iddia etmişlerdir. Ayrıca Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından yapılan ameliyatlarda aydınlatılmış rızalarının hiçbir surette alınmadığını belirtmişlerdir.

Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Bu kapsamda anılan Anayasa hükmü ile kişinin maddi ve manevi varlığının bütünlüğü gerek kamusal yetkilerle donatılmış kişilerin gerekse özel kişilerin müdahalelerine karşı güvence altına alınmıştır.

kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmuştur.

(Arif Koca ve Zübeyde Koca, B.No: 2015/8483, Karar Tarihi: 15/1/2020)

İhtiyati Tedbirin Uzun Sürmesi Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edilmesi

Başvurucular aleyhine muris muvazaası nedenine dayalı tapu iptali ve tescili davası açılmıştır. Davayı açan diğer mirasçılar, tapuda murisleri adlarına kayıtlı olan taşınmazların kız çocuklarına mirastan pay kalmaması için devredildiğini, bu şekilde yapılan işlemlerin mirasçılardan mal kaçırmaya yönelik ve muvazaalı olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Mahkeme davanın reddine karar vermiştir. Kararda, taşınmazlar yönünden yapılan incelemede taşınmazların 3. kişilerden alındığının açık olduğu ifade edilmiş,ortak murisin kendine ait payları dava dışı yeğenlerine devrettiği belirtilmiştir. Ayrıca kararda ihtiyati tedbire ilişkin bir hükme yer verilmemiştir

Mülkiyet hakkını sınırlandıran bir tedbirin uygulanmasının ölçülü olabilmesi için gerek kapsamı gerekse de süresi itibarıyla orantılı olarak uygulanması gerekmektedir. Mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden tedbirlerin söz konusu olduğu durumlarda tedbiri uygulayan kamu makamlarının ivedi olarak ve özenli bir biçimde davranma yükümlülükleri bulunmaktadır. İncelenen başvuruda ihtiyati tedbirin makul olmayan bir süre devam etmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

(Mehmet Nurullah Terece ve Diğerleri, B.No: 2017/31370, Karar Tarihi: 27/2/2020)

İstenilen Faksa Sakıncalı Olduğu Gerekçesiyle El Konulması Nedeniyle Haberleşme Hürriyetinin İhlal Edilmesi

Başvurucu, Samsun E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunmaktadır. İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı (Disiplin Kurulu), başvurucunun çocuğuna iletmek istediği faksta bulunan çizimin sakıncalı olduğuna karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; faks içeriğinde bulunan arabanın arka tekerleğinde bulunan ay yıldız, ön tekerleğinde bulunan “6” rakamı ve kaputtaki “H” işaretinin birleştirilince şifre olma ihtimalinin yüksek olduğu değerlendirilmesine yer verilmiştir.

Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanında; sakıncalı görülen resmin bir kitaptan kopyalandığını, Bakanlığın çizim üzerinde “H” ve “6” rakamının olduğunu kabul eden beyanlarının kabul edilemeyeceğini, anılan şekillerin arabanın havalandırma kanallarının gölgesi olduğunu belirtmiştir. Kamu görevlisinin çizim üzerindeki bir şekle vereceği anlamın onun hayal gücünün sınırlarına bağlı olduğunu, bu durumun keyfiliğe ve takdir yetkisinin genişlemesine neden olacağını ifade eden başvurucu ayrıca, resmin kaynağına ilişkin savunmalarının dikkate alınmamasının da adil bir yargılama yapılmadığını gösterdiğini vurgulamıştır. 

İncelenen başvuruda haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Ulaşılan ihlal sonucunun Samsun İnfaz Hâkimliği tarafından verilen haberleşme hürriyetine ilişkin güvenceleri gözetmeyen ve bu bağlamda yeterli ve ilgili gerekçe içermeyen karardan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

Zeynep Aydın – Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi

Bir Cevap Yazın