2020

Bilişim Hukuku E-Bülten

Hakaret İçeren Tweeti Retweet Etmek

Retweet, Twitter’da başkasına ait bir tweeti kişinin kendi profilinde paylaşmasına denir.  Peki hakaret içeren tweeti retweet etmek suç oluşturur mu? Yargıtay 18.Ceza Dairesi, 2015/10377 Esas, 2015/12777 Karar No’lu davada bu konuyu ele almıştır.

Olayda, şüpheli, müştekiye yönelik sarf edilmiş hakaret sayılabilecek çeşitli sözlerden oluşan tweetleri retweet ederek paylaşmıştır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığı kararı üzerine Ankara 3.Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edilmiş, Hakimlik itirazın reddine karar vermiştir. Yargıtay itirazın reddi kararını isabetli bulmamıştır.

Kararda hakaret içeren tweeti retweet etmenin suç oluşturup oluşturmayacağının çözülmesi gerekmektedir. 

Yargıtay mevcut delillerin suçun işlendiği hususunda iddianame düzenlenebilmesi adına yeterli şüphe oluşturduğunu söylemekte, bu suçun işlendiğinin kesinleşmesi için ise mahkemenin esastan inceleme yaparak karara varmasını belirtmektedir. Esastan incelemede her olayın somut verileri ile suçun oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Savcılık soruşturması esnasında şüpheli iddia konusu paylaşımları ‘kendisinin yapmadığını, bilgi amacıyla sayfasında retweet etmek suretiyle’ paylaştığını ifade etmiştir. 

Bana göre, savcılığın burada kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesinde hukuka uyarlık yoktur. Yargıtay’ın görüşüne katılıyorum. Çünkü teknolojinin gelişmesi ile insan yaşantısının, sosyal ilişkilerin gelişmesinin artık ‘’sanal’’ ortamda da gerçekleştiği hatta insan yaşantısında ve sosyal ilişkilerde en az yüz yüze iletişim kadar etki ettiği reddedilemez bir gerçektir. Bu bağlamda demokratik yaşamın gereği olarak insanlar sanal ortamda da temel hak ve özgürlüklere sahip olmaktadır. Birden fazla insanın bulunduğu bir ortamda ise sınırsız hak ve özgürlükler mümkün değildir. Dolayısıyla insanlar sanal ortamda da çeşitli hukuk kurallarına uymalıdır. Aksi halde sosyal ortamda suçsuz kişiler dahi kolayca ağır tepkilere maruz kalabilecek ve kaos ortaya çıkacaktır. Bu gerçekliği düşündüğümüzde oluşabilecek kaotik ortamın; demokratik yaşam, hukukun üstünlüğü ve hukuki ilkelere uyarlığı mümkün olmayacaktır. Haklı/haksızı belirlemek hukuki değerlendirme ile gerçekleşmesi gereken bir süreçtir. Düzenlenecek hukuk kurallarının ise ifade özgürlüğü vb. şekilde temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunmayacak şekilde oluşturulması gerekmektedir. Aksi halde, var olmasına rağmen kuralların içi boş olacak ve amacı hukuku uygulamak olamayacaktır, demokratik ve hukuki düzen ile bağdaşmayacaktır. Bu durumun da en az kuralların yokluğunun oluşturduğu kadar hatta daha vahim bir ‘düzensizliğe’ yol açacağı öngörülebilir. Çünkü amacı hukuki ruhu uygulamak olmayan kuralın nasıl bir amacı olacağı, belirsiz ve değişkendir.

Tüm bu gerekçelendirmemle birlikte olayın 5651 sayılı Kanunun 4. Maddesinin 2. Fıkrası bağlamında noktalanması doğru olacaktır: ‘’İçerik sağlayıcının, bağlantı sağladığı başkasına ait içerikten sorumlu tutulabilmesi için sunuş biçiminden, bağlantı sağladığı içeri benimsediği ya da kullanıcının içeriğe ulaşmasını amaçladığı açıkça anlaşılmalıdır.’’ Bu incelemenin titizlikle yapılması gerekmektedir. İnceleme yapılırken kişinin önceki içeriklerine bakarak ya da kararın tutarlığını arttıracak çeşitli yollarla, kişinin bağlantı sağladığı başkasına ait içerikle amaçladığı güdülerinin ne olduğu belirlenmelidir. Belirlemenin herhangi bir kişi, zümre ya da herhangi bir oluşuma göre değişmeyecek şekilde, hukuki görüş içerisinde yapılması gerekliliği unutulmamalıdır. 

Fuat BİRLİK / Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi                                                              

Bir Cevap Yazın