2020

Ceza Hukuku Bülteni

Stajyer Avukatın Suç Tarihinde Avukatlık Stajında Olduğunun Anlaşılması Halinde Hacze Katılmaya Yetkili Kılındığına Dair Belgenin Olup Olmadığı ve Buna Göre Kamu Görevlisi Sayılması 

Avukatlık Kanunu’nun 26. maddesinde; “Stajyerler, avukat yanında staja başladıktan sonra, avukatın yazılı muvafakati ile ve onun gözetimi ve sorumluluğu altında, Sulh Hukuk Mahkemeleri, Sulh Ceza Mahkemeleri ile icra tetkik merciilerinde avukatın takip ettiği dava ve işlerle ilgili olarak duruşmalara girebilir ve icra müdürlüklerindeki işleri yürütebilir” hükmü yer almaktadır.

Somut olayda, Antalya Barosu’nun 10/04/2013 tarihli yazısından katılan stajyer avukat M. H.S.’in dava konusu suç tarihi itibariyle avukat yanında staj aşamasında olup olmadığının anlaşılamaması karşısında, öncelikle suç tarihinde avukatlık stajının hangi aşamasında olduğunun tespiti, avukat yanında staj aşamasında olduğunun anlaşılması halinde yanında staj yaptığı avukatın olay tarihinde stajyer avukat olan katılanı hacze katılmaya yetkili kıldığına dair belgenin olup olmadığı ve buna göre katılanın kamu görevlisi sayılıp sayılmadığı hususunun araştırılıp, sonucuna göre TCK’nın 125/3-a ve TCK’nın 265/2. maddesinin uygulanma imkanı olup olmadığı tartışılmadan, eksik kovuşturma sonucu, TCK’nın 125/3-a ve 106/1-1. cümle maddeleri uyarınca yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırıdır.

Buna göre sanığın aşamalardaki savunmalarında icra borçlusunun kardeşlerinin sahibi olduğu şirket olduğu, haciz için gidilen adresi ortak kullandıkları ve odasının ayrı olduğu, buna rağmen şahsına ait bilgisayarının ve yazıcısının haczedildiğine dair savunması karşısında, haczin usul ve yasaya uygun olup olmadığı araştırılarak olayın çıkış nedeni ve gelişmesi üzerinde durulup tehdit suçu yönünden TCK’nın 29. maddesi, hakaret suçu yönünden ise haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerekirken “sanığın hacze itirazlarını şikayet ya da istihkak iddiası ile yasal mercilere taşıyabilecek durumda olduğu; yine sanığın beyanının aksine tanık beyanlarına bu şekilde bir durumun yansımadığı ve sanık tarafından ileri sürülen etki ve tepki arasındaki orantı göz önüne alındığında” yerinde olmayan gerekçeyle haksız tahrik hükmünün uygulanmaması nedeniyle bozma kararı verilmiştir.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi E. 2017/1895  K. 2019/4507 T. 05/03/2019

                                                                                                                                    Sema Acar

Nitelikli Kasten Öldürme Suçu ve Yardım Etme Suçuna Dair 

Sanık müdafii duruşmalı inceleme isteminde bulunmuş ise de 5271 sayılı CMK’nin 299. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “sanığın veya katılanın temyiz başvurusundaki istemi üzerine veya re’sen duruşma yoluyla yapar” ibaresi 24.12.2017 tarihli ve 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 100. maddesi ile “uygun görmesi halinde duruşma yoluyla yapabilir” şeklinde değiştirildiğinden, incelemenin dosya üzerinden yapılması uygun görülmekle;

  1. Sanık hakkında kasten öldürme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;

Sanık hakkında hüküm kurulurken TCK’nin 29. maddesinin uygulanması sırasında, sanığın eşi maktul …’nin tanık … ile olan duygusal ilişkisi nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesince yapılan haksız tahrik indirimi yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan incelemede de temyiz itirazlarının ESASTAN REDDİNE,

  1.  Sanık hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;

Sanık hakkında maktul …’yi kasten öldürmeye yardım suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan istinaf başvuruları üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak verilen, ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılması ile sanığın öldürme suçuna yardım eden olarak değil müşterek fail olarak cezalandırılmasına ilişkin yeni hükmün, sanık müdafii ile katılan Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan incelemede; katılan Kurum vekilinin cezanın azlığına, suçun tasarlanarak işlendiğine, takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının ESASTAN REDDİNE karar verilmiştir.

Ancak dosya kapsamına göre,

Kendisini aldatan eşini öldürmeye karar veren sanık …’e TCK’nin 39. maddesi kapsamında yardım ettiği anlaşılan sanık …’a yönelik ilk derece mahkemesi tarafından kurulan hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının esastan reddi yerine yazılı biçimde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiş olup sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin kararının, tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak BOZULMASINA oy birliği ile karar verilmiştir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E. 2019/2745  K. 2020/91

                                                                                                                   Ebrar Dilara Öztürk            

Yorum yap