2020

Ceza Hukuku Bülteni

PARA CEZASININ TEMEL AMACI, PARA CEZASININ KİŞİNİN ÖDEME GÜCÜNE GÖRE BELİRLENMESİ YOLUYLA, SUÇ İŞLEYEN ZENGİN İLE FAKİR ARASINDAKİ EŞİTSİZLİĞİ GİDERMEKTİR.

Mersin 5. Sulh Ceza Mahkemesinde görülen davada kasten yaralama suçundan sanığın 5 ay hapis cezasına çarptırılmasından sonra kararın temyizi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesi bu kararı bozmuştur. Bozmaya uyarak Mersin 18. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucu 6.000 TL para cezasına karar verilmiştir. Bu hükmün de temyizi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesi, sanığın zamanları farklı olmak üzere çaycılık, hurdacılık yaptığı ve karşılığında aylık geliri 500-600 TL olduğu için kişinin ekonomik ve diğer şahsi hallerini göz önüne alarak, düzenli geliri olmayan sanığın bir gün karşılığı 20 TL yerine 40 TL adli para cezasına tayini isabetsizliğinden bozulmasına karar vermiştir. Yerel Mahkeme cezanın caydırıcılığına ve sanığın adli sicil kaydında çok sayıda suç  işlediğine, suça eğilimi olduğuna dayanarak bir gün karşılığı 20 TL değil 40 TL olmasında direnerek sanığın önceki hüküm gibi 6.000 TL para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

Direnme kararına konu hükmün de sanık ve Cumhuriyet Savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı sanığın işte çalışmadığı, ailesiyle yaşadığı, ekonomik düzeninin olmadığı, çalışsa bile 500-600 TL aldığı, cezanın taksitle ödenmesi halinde bile aylık 300 TL sanığın ekonomik durumuna oranla fazla olduğundan, alt sınırdan uzaklaşarak 40 TL olarak belirlenmesinde isabet bulmamış; suç işleyen kişinin ekonomik durumu dikkate alınmadan hükmolunan para cezası eşitlik ilkesine aykırı sonuçlar doğurduğundan, ceza tayini isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar vermiştir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2017/1022 K.2019/628

                                                                                                                               Nazlı DEMİR

REŞİT OLMAYANLA CİNSEL İLİŞKİ SUÇUNDA ŞİKÂYET HAKKI KİMLERE AİTTİR?

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu şikâyete bağlı olarak düzenlenmiştir. TCK 104.maddede korunan yarar cinsel dokunulmazlık hakkıdır. Cinsel dokunulmazlık hakkı, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğu için TCK md.104 kapsamında mağdurun şikayetine bağlıdır. Ancak mağdurun veli veya vasisinin de şikâyet hakkına sahip olup olmadığı tartışma konusudur. Türk Medeni Kanunu hükümleri gereğince çocuk üzerinde sahip olduğu koruma, gözetme ve üçüncü kişilere karşı çocuğu temsil etme hakkı dikkate alındığında mağdurun on sekiz yaşını tamamlayana kadar veli veya vasisinin de şikâyet hakkına sahip olması gerektiği düşünülmektedir. Nitekim Askeri Yargıtay Daireler Kurulu vermiş olduğu bir kararda ‘104. Maddede öngörülen şikâyet hakkının, reşit olmayan mağdur dışındaki ilgili kişiler tarafından da kullanılacağını açıkça ortaya koymaktadır’ ifadesiyle şikâyet ve şikâyetten vazgeçme hakkının velilere de ait olduğunu belirtmiştir. Ancak Yargıtay’ın şikâyet hakkının mağdur küçüğe ait olduğunu ifade ettiği kararlar da mevcuttur.

TCK 104. maddede şikâyet hakkının kullanılması, şikâyetten feragat ve vazgeçme konusunda özel bir düzenleme olmadığı için açılmış olan ceza davasında TCK “soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar” başlıklı 73/4. madde ve ilgili diğer maddelerde belirtilen genel düzenlemeler uygulama alanı bulacaktır.

                                                                                                           Mustafa KULAKSIZ

TECAVÜZE GÖZ YUMANA, SALDIRGAN İLE AYNI CEZA!

Ankara’da iki arkadaş, sabah 05.00 de gittikleri gece kulübünde çalışan bir kadını evine bırakmak için arabalarına aldılar. Yolda giderken, yön değiştirerek arabayı ıssız bir yere çekip kapıları da kilitlediler. Arabayı kullanan Hüseyin B. arka koltukta oturan kadına önce tecavüz etti, ardından ağır yaralanmasına neden olacak kadar darp etti. Ön koltukta oturan arkadaşı Furkan A. arabanın ıssız bir yere çekilmesine ve kapılarının kilitlenip kadına tecavüz edilmesine sessiz kaldı. Darp olayı yaşanırken de arkadaşını uyararak, “Yeter, bırak. Başımıza dert açacaksın” dedi. Hüseyin B. tecavüz edip darp ettiği kadını ıssız bir yerde cep telefonunu ve paralarını da alarak terk edip gitti. Tecavüze uğrayan, darp edilen ve cep telefonu ile parası gasp edilen Özlem U. şikayetçi oldu. Yapılan soruşturma sonrası Hüseyin B. ve Furkan A. tutuklanarak cezaevine kondu. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi, Hüseyin B. ve Furkan A.’yı toplamda 21 yıl hapse mahkum etti.

Dosya temyiz incelemesi için Yargıtay 14. Ceza Dairesi’ne geldi. Daire, olayda sadece “gözlemci” olarak bulunan ve tecavüze göz yuman Furkan A. hakkında verilen mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verdi. Gerekçe olarak da, “Sanık Furkan A’nın olaylar sırasında mağdure ile diğer sanık Hasan’ın yanında bulunmakla birlikte Hasan’ın eylemlerine fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak ettiğine dair herhangi bir iddia veya delil bulunmadığının anlaşılması, kaldı ki mağdurenin aşamalarda alınan beyanlarında kendisine yönelik bir eylemde bulunmayan sanık Furkan A.’nın diğer sanığın eylemlerine ‘yeter, bırak’ biçiminde sözlerle müdahale ettiğini bildirmesi karşısında, Furkan A.’nın atılı suçlardan beraatı yerine mahkumiyetine hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir” dedi.

Tecavüz ve darp olayında sesini çıkarmadan oturan ve mağdureye yardım etmeyen sanığın beraatı yönünde karar veren Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin kararına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etti. Başsavcılık, tebliğnamesinde tecavüz ve darp olayında “gözcülük” yapan sanık Furkan A.’nın mahkum edilmesi gerektiği vurgulanarak, “Sanık Furkan A., mağdurenin eve bırakma bahanesi ile araca alındığı andan itibaren mağdurenin olay mahallini terk edilmesi anına kadar diğer sanık ve mağdure ile birliktedir. Aynı zamanda Hüseyin B.’nin kullanımındaki aracın da sahibidir. Mağdureye fiziksel herhangi bir müdahale olmadığı gibi, diğer sanık Hüseyin B.’yi engellemeye yönelik herhangi bir söz ya da davranışı da olmamıştır” görüşün savundu. Başsavcılığın itirazı üzerine dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu gündemine geldi. Genel Kurul, emsal sayılacak bir karara imza attı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazını kabul eden Genel Kurul, tecavüze ve darba gözcülük yapıp sesini çıkarmayan Furkan A.’nın mahkum edilmesi gerektiğine hükmetti. Genel Kurul’un bu kararının ardından tecavüz ve darp olaylarında sadece suçu işleyenler değil, olaya sessiz kalıp engel olmayanların da aynı suçtan cezalandırılmasının önü açılmış oldu.

Karar Tarihi: Şubat 2019

                                                                                                                        Sema Acar 

GÖREVİ YAPTIRMAMAK İÇİN DİRENME SUÇU (TCK m. 265) 

Sanığın yanında iki kişiyle birlikte mahkeme kaleminde, görevli memurların bilgisi ve izni dışında dolapları karıştırmaya ve esas defterine bakarak dosyalar ile ilgili not almaya çalıştığı, bunun üzerine görevleri kapsamında kendisini uyaran mübaşir ve yazı işleri müdürü olan katılanlara hitaben “hepinizden hesap soracağım” şeklinde sözler söylediği ve yazı işleri müdürü katılanı itekleyerek yere düşmesine neden olduğu olayın davasını gören yerel mahkemece sanığa beraat kararı verildi. Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü. Sanığın eylemlerinin bir bütün olarak “görevi yaptırmamak için direnme suçu”nu oluşturduğu gözetilmeden, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçeyle beraat kararı verilmesi Yargıtayca kanuna aykırı görüldü ve katılan …’in temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki isteme aykırı olarak hükmün bozulmasına karar verildi.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi  E. 2017/3053 K. 2019/11357

                                                                                                         Ebrar Dilara Öztürk

Yorum yap