2020

Ceza Hukuku E-Bülten

Evli Sevgilisinin Evine İzinsiz Giren Kişi Konut Dokunulmazlığını İhlal Etmiş Sayılır!

Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesince konut dokunulmazlığının ihlali suçundan verilen beraat kararının temyizi üzerine Yargıtay 18. Ceza Dairesi dosyayı incelemiştir. İlgili Ceza Dairesi; birlikte oturanlardan birinin konuta girme konusunda geçerli rızasından söz edilebilmesi için bu kişinin rızasına dayanarak giren failin konutta oturan diğerlerinin haklarını ihlal etmemesi, diğer bir deyişle konuta girmek için verilen rızanın hukuka uygun ve konutu kullanan diğer kişilerin hakkına müdahale eder nitelikte olmaması gerektiğini belirtmiştir. Olayda ise sanığın, katılanın eşi ile yaşadığı konuta katılanın eşinin rızasıyla girdiği, katılanın ise bu durumdan haberdar olmadığı ve katılan anahtarla eve girmeye çalışırken kapının zincirle içeriden kapatılmış olduğu görülmüştür. Sanık ise savunmasında eve cam balkon ölçüsü almak için girdiğini söylemiş ancak bu savunma, olayın gece vakti gerçekleşmesi sebebiyle hayatın olağan akışına aykırı bulunmuştur. Bu sebeplerle Yargıtay, konuta girmenin meşru amaca yönelik olmadığını söylemiştir ve beraat kararını bozmuştur.

Verilen bozma kararının ardından kararı inceleyen Yerel Mahkeme ise, olaydaki rızasızlığın haklı görülebileceğini belirtmiş, buna karşın TMK uyarınca evlilik birliğinin reisinin artık koca olmaması sebebiyle kocanın rıza açıklamada münhasıran yetkili olmadığı ve rıza konusundaki yetkisini kadının meşru menfaatlerine zarar veremeyeceğini söyleyerek direnme kararı vermiştir.

Son olarak Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gelen dosyada Yargıtay, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 18.02.1942 tarihli ve 21-4 sayılı kararında da belirtildiği üzere; “… Men etmek hakkını haiz olan kimsenin âdemi rızası ise beyana muhtaç olmaksızın zımnen dahi tahakkuk eder.” diyerek ehil hak sahibinin gösterdiği rızanın diğer hak sahiplerince zımnen veya açıkça kabul edilmeyeceği anlaşılıyorsa yahut varsayılan bir rızasızlık varsa konut dokunulmazlığı suçunun oluşacağını söylemiştir. Yargıtay, ilgili sebeplerle Yerel Mahkeme direnme kararının bozulmasına hükmetmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2018/578  K. 2020/363

Alican Yücebıyık / Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi

Gözaltı Süresince Kolluğun Fiziki Saldırılarına Maruz Kalınması Anayasanın 17. Maddesi ile Güvence Altına Alınan İşkence Yasağına Aykırılık Oluşturur!

Başvurucu, bir suç isnadı dolayısıyla gözaltında tutulduğu süreçte işkenceye uğradığı konusunda Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunmuştur.

Başvurucu, “gözaltında bulunduğu süre içinde sağ eli ile sağ ayak parmaklarına elektrotlar bağlanmak suretiyle vücuduna elektrik verildiğini, sağ kolunun işkence nedeniyle tutmaz hâle geldiğini, gözaltında kaldığı süre boyunca gözlerinin bağlandığını, kimseyle görüştürülmediğini, iç çamaşırıyla kalacak şekilde kıyafetlerinin çıkarıldığını, uyutulmadığını, saçından çekilerek sürüklendiğini, damlayan suyun altında tutulduğunu, çıplak ayaklarına botlarla basıldığını, ağır hakaretlere maruz kaldığını ve tehdit edildiğini” savcılığa verdiği dilekçesinde belirtmiştir. Devlet hastanesinde yapılan muayenelerde darp ve cebir izine rastlanmadığı söylenmiştir. Tahliye olduktan sonra Türkiye İnsan Hakları Vakfına başvurup kaba dayak ve elektrik işkencesi öyküsü ile uyumlu sağlık raporu almıştır. Daha sonra iki tıp fakültesince düzenlenen raporlarda da aynı durum ortaya çıkmıştır. Savcılık yürüttüğü soruşturma kapsamında başvurucunun gözaltında tutulduğu sırada hakkında düzenlenen sağlık raporlarının gerçeğe aykırı olduğu suçlamasıyla iki doktor hakkında görevi kötüye kullanma; kötü muamele iddialarını gerçekleştirdikleri isnadıyla da iki jandarma personeli hakkında gözaltındaki kişiye kötü muamele yapma suçlarından kamu davası açmıştır.

Ağır Ceza Mahkemesi başvurucunun kötü muameleye maruz kaldığının kabulünün gerektiği ancak kötü muamelelerde bulunan kişilerin kim olduğuna dair tam bir kanaat oluşmadığını belirterek sanıklar hakkında beraat kararı vermiştir. Yargıtay ise kötü kötü muamelede bulunduğu iddia edilen sanıklar hakkındaki beraat kararını bozmuş fakat yerel mahkeme kararında direnmiş, kararın temyiz edilmesi sonrasında inceleme yapan Yargıtay Ceza Genel Kurulunca davanın düşürülmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesine başvuran başvurucu, gözaltında iken işkenceye maruz kaldığını ve sorumlular hakkında etkili bir soruşturma yürütülmediğini belirterek işkence yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.  Anayasa Mahkemesi, kötü muamele yapılmasına neden olan saikin ne kadar yüksek önemi olursa olsun işkence, eziyet, insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yapılamayacağını belirtmiştir. Kötü muamele iddiası ile birden fazla raporun olduğu ve bu raporların çoğunda başvurucunun iddialarının desteklendiği sonucuna varılmıştır. Devletin gözetimi ve sorumluluğu altında bulunan başvurucunun fiziksel ve ruhsal bir saldırıya maruz kaldığına ilişkin delillerin var olduğu kabul edilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin incelemesi sonucunda başvurucuya kasti olarak uygulanan muamelenin amacı, süresi, sağlık raporlarına yansıyan fiziksel ve ruhsal etkisi de dikkate alındığında ve söz konusu fiillerin devlet görevlileri tarafından bilinçli olarak yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda işkence olarak uygun görülmüş ve Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan işkence yasağının maddi ve usul boyutlarıyla ihlal edildiğine karar vermiştir.

Feride Kaya Başvurusu Başvuru No: 2016/13985 Karar Tarihi: 9/6/2020

Bölge Adliye Mahkemesi Duruşma Yapmadan, İlk Derece Mahkemesinin Verdiği Cezayı İndiremez! Cezanın İndirilmesi Hukuka Aykırı Olsa Bile Bu Ceza İndiriminin Sanık Lehine Olması Durumunda Aleyhe Bozma Yasağı Devreye Girer!

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince verilen hüküm temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, 5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-e maddesine göre duruşma açıp sonuca göre yine 280. maddenin 2. fıkrasına göre istinaf başvurusunu esastan reddeder ya da ilk derece mahkemesinin hükmünü kaldırarak yeni hüküm kurar. Fakat temyiz konusu olan davada Bölge Adliye Mahkemesi, kanun maddesine yanlış anlam yükleyerek duruşma açmaksızın evrak üzerinde ilk derece mahkemesinin verdiği hapis cezasını indirmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının bu durumu temyiz sebebi yapmaması, cezanın indirilmesi hukuka aykırı olsa da bu durumun sanığın lehine olması durumu gözetilerek ve CMK m.290’daki “sanığın yararına olan hukuk kurallarına aykırılık, sanık aleyhine hüküm bozdurulması için Cumhuriyet savcısına bir hak vermez.” emredici hükmü göz önüne alınarak işbu hukuka aykırılık temyiz mercii tarafından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi Esas No: 2019/4984  Karar No: 2020/2083

Zehra Aydın / Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi

Bir Cevap Yazın