Nisan 2021

Ceza Hukuku E-Bülten

Kolluk Kuvveti Görevlisine Söylenen “Ulan” Sözü Hakaret Kabul Edilemez!

İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmü temyiz sonucu Yargıtay tarafından incelenmiştir. Olayın mahkemece gerçekleşme şekli kabulüne göre sanık, jandarma personeline “seni buradan sürdüreceğim, bak neler yapacağım” diyerek tehdit yoluyla direnmiştir ve bu sebeple mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Ancak sanığın jandarmanın görev yerini değiştirme bakımından bir yetkisi ve gücü bulunmamaktadır. Söz tartışma kapsamında ve bağlamında incelenirse tehdit niteliğinde olmadığı ve görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturmadığı açıktır.

Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı hallerde nisbi olup zamana, duruma ve yere göre değişmektedir. Hakaret kabul edilebilmesi için sözlerin açıkça onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadı aranmaktadır. Somut olayda sanığın, mağdur jandarmaya “ulan” şeklindeki sözü şeref ve saygınlığı rencide edici boyutta olmayıp rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı söz niteliğindedir. Bu sebeplerle, yerinde görülmeyen gerekçeyle verilen mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E. 2020/26174  K. 2021/1851

İlçe Jandarma Komutanı Katıldığı Operasyonda Meydana Gelen Ölüm Olayından Sorumludur!

İlk derece Ağır Ceza Mahkemesinin nitelikli öldürmeye azmettirmeden tüm sanıklar hakkında verdiği beraat kararının savcılık tarafından temyiz edilmesi sonucu olay Yargıtay tarafından incelenmiştir. Somut olayda İlçe Jandarma Komutanı olan sanığın, beraberindeki jandarmalarla birlikte PKK terör örgütüne ait silah depolarını araştırmak için operasyona gittiği, teröristler tarafından açılan ateş sonucunda bir jandarmanın şehit olduğu, bunun ardından gece beldeye düzenlenen operasyonda birçok evin ateş verildiği, çıkan yangınlarda evde bulunan maktullerin yanarak hayatını kaybettiği ve yangına müdahale etmek isteyen belde halkına askerlerce izin verilmediği görülmüştür. Olayda İlçe Jandarma Komutanı olan sanık operasyondaki en rütbeli kişi olup böyle bir operasyonda görev almaması düşünülemez. Bir jandarmanın öldürülmesinin ardından “Bu gece gelip köyünüzü yakacağız” şeklinde sözler sarf ettiği de incelemelerle sabittir. Sözleri de dikkate alındığında sanığın, maktullerin evinde çıkan yangın nedeniyle sorumlu tutulup cezalandırılması gerekirken kendisi hakkında beraat kararı verildiğinden ilgili hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E. 2018/3020  K. 2021/354

Alican Yücebıyık / Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi

 

İnternet Yayınlarında Yapılan Haberlere Erişimin Engellenmesinin Talep Edilebilmesi için Haberin Kişinin Kişilik Haklarını Zedelemiş Olması Gerekir!

5651 sayılı kanunun 9. maddesinin uygulanma şartları; internet ortamında yapılan bir yayın olması ve yapılan yayın içeriği nedeniyle, gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşların “kişilik haklarının” ihlal edilmesidir. Bu maddeye göre kişilik hakkı ihlal edilenler, erişimin engellenmesi ile ilgili taleplerini mahkeme yoluyla öne sürebilirler. İnternet içeriğine erişimin engellenmesi tedbiri, başvuranın kişilik haklarını ihlal ettiği mahkeme kararıyla tespit edilen bir internet yayınına toplumun erişiminin derhal engellenmesi amacıyla düzenlenmiş bir tedbirdir. Erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanması için yayının içeriğinde kişilik hakkına yönelen bir suç unsuru bulunması şartı aranmaz. Verilen kararlarda kişilik haklarının zedelenmesinin önlenmesi temel esastır fakat verilecek kararda basın özgürlüğüne de zeval verilmemelidir.

Somut olayda “Genç kadın kâbusu yaşadı! Tecavüz edip, dövdüler”, ”Kamerunlu M-masöze 3 kişi tecavüz ederken bir kişi videoya çekti”, ”Antalya’da masöz skandalı! Tecavüz ettikten sonra dövüp sokağa attılar”, ”Kamerunlu masöze cinsel saldırı iddiasına 4 gözaltı” şeklindeki haberler üzerine, hakkında haberler yapılan kişinin avukatı erişimin engellenmesi talebini ileri sürmüş ve vekili olduğu kişinin unutulma hakkı olduğunu belirtmiştir. İlk derece mahkemesi bu talebi reddetmiş, karar temyiz edilmiştir.

Yargıtay, unutulma hakkının internet gazete arşivlerindeki her türlü haber yönünden uygulanmasını beklemenin mümkün olmadığını, özellikle basın özgürlüğü temelinde gazete arşivinin araştırmacılar, hukukçular veya tarihçiler için önem taşıyan veriler olduğunun açık olduğunu belirtmiştir. Unutulma hakkı kapsamında haberin internetten kaldırılması için kriterler belirlemiştir: Yayının içeriği, yayında kaldığı süre, güncelliğini yitirme, tarihsel bir veri olarak kabul edilememe, kamu yararına katkısı (toplumsal açıdan haberin değeri, haberin geleceğe ışık tutan niteliği), habere konu kişinin siyasetçi veya ünlü olup olmadığı, haber veya makalenin konusu, bu bağlamda haberin olgusal gerçekler ya da değer yargısı içerip içermediği, halkın ilgili veriye yönelik ilgisi gibi hususların her somut olay açısından incelenmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Davaya konu olan internet yayınlarına bu kriterler uygulanmış ve yer alan içeriklerin, başvuranların kişisel verilerini ve geçmişine dair bilgileri, uzun bir süre boyunca kişilik haklarını ihlal edici boyutta hukuka aykırı olarak internet üzerinde yayınlanmadığı ve unutulma hakkı çerçevesinde erişimin engellenmesi kararı verebilmek için gerekli şartların oluşmadığı kararına varılmıştır.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi   E. 2021/633  K.2021/2773  Karar Tarihi: 10.03.2021

Suçun Ortaya Çıkarılması Amacı Olsa Bile Devletin Organları Kişilere Suç İşletemez veya Suça Teşvik Edemez!

Davaya konu olan somut olayda, başka bir soruşturmada ele geçen başka suçtan şüphelinin telefonuna cevap veren polis memuru, uyuşturucu isteyen sanığın talebine olumlu cevap vererek cezaevi nizamiyesine istediği uyuşturucu maddeyi getirip teslim etmiştir. Olay Yargıtay tarafından incelenmiş ve emniyet mensuplarının müdahalesinin yalnızca pasif bir şekilde suç teşkil eden eylemi soruşturmakla sınırlı kalmayıp bir sonuca ulaşmak için yani kanıt toplanarak veya kanıt ileri sürmek için başka türlü işlenemeyecek bir suça yönlendirecek şekilde polisin aktif teşviki mevcut olduğu, bu davranışın ardından toplanan delillerin kullanılmasının kamu yararını haklı kılmayacağı, böyle bir uygulamanın esasen faili adil yargılanma hakkından yoksun bırakır nitelikte olduğu belirlenmiştir.

Yürütülen bir soruşturmada suçun açığa çıkması için görevliler faaliyette bulunabilir. Ancak devletin görevi suç işlenmesini önlemektir. Kişilere suç işletmesi veya buna teşvik etmesi düşünülemez. Devlet organları, bireyleri kışkırtarak suç işlemelerini sağlayıp cezalandırdığında hileli davranışlarla suç işlemesinin sağlanması devlete olan güveni sarsar ve temel hak ve hürriyetleri de ihlal eder.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi  E.2019/16283  K.2021/878   Karar Tarihi.21.01.2021

Zehra Aydın / Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi

Yorum yap