Mart 2020

Ceza Hukuku Bülteni

Sosyal Medyadan Hakarette Hat Sahibi de Sorumlu Olacak 

Sosyal paylaşım platformu Facebook sayfasına küfür ve hakaret içeren mesajlar gönderildiğini gören vatandaş, 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin yolunu tuttu. Davacı, suça konu mesajların gönderildiği bilgisayarların IP numaralarının davalılara ait olduğunu dile getirdi. Bu hakaret ve küfürler nedeniyle yapılan yargılamada davalıların cezalandırılmasına karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, bu haksız eylem neticesinde kişilik hakkının zedelendiğini belirterek manevi tazminat talebinde bulundu.

Bilgisayarın internete bağlandığı hattın sahibi olan davalılar ise davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savundu.

Davalıların davacıyı hiç tanımıyor olmaları, sosyal, fiziki olarak aralarında manevi tazminata konu eylemi işlemelerini gerektirir bir ilişkinin olmaması, davalıların kişiliği, yapmış oldukları meslek her iki davalının da birbirini tanımamaları birlikte değerlendirildiğinde; manevi tazminata konu fiilin davalılar tarafından işlendiği hususunda yeterli kanıya ulaşılmadığına hükmedildi.

Ceza Mahkemesince davalı hakkında verilen HAGB kararının hukuk hakimini bağlamayacağına, diğer davalı hakkında ise verilen kesin hükmün Yargıtay denetiminden geçmeksizin kesinleştiği, bu davalı yönünden verilen hükmün de hukuk hakimini bağlamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verildi. Kararı davacı temyiz etti.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, emsal nitelikte bir karara imza attı. Davacının Facebook sayfasına sinkaflı sözler içeren mesajlar gönderildiği hatırlatıldı. Suça konu mesajların gönderildiği bilgisayarların IP numaralarının davalılara ait olduğu, davacının eposta ve Facebook adreslerine mail ve mesaj atıldığı saatlerde, mailin ve mesajın bırakıldığı mail adresine davalıların internete çıkış yaptıkları IP adresi üzerinden bağlantı yapıldığının anlaşıldığı vurgulandı.

Dava konusu mesajların gönderilmesinden hat sahibi davalıların sorumlu olduğunun belirtildiği kararda; “Bu nedenle; gönderilen mesajlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, her iki davalının da yazılan mesajlardan sorumlu olduğu kabul edilmeli ve uygun bir miktar manevi tazminata hüküm edilmelidir. Bu yön gözetilmeden yanılgılı gerekçe ile davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle bozulmasına oy birliğiyle karar verildi.” denildi.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi  E. 2016/16612 K. 2019/1233

                                                                                                                      Sema Acar

Haksız Tutuklama Nedeniyle Hükmedilecek Manevi Tazminat Miktarının Belirlenmesi

Görülen davada, davacının madde suçundan beraatine karar verilmesi üzerine, davacının bu suçtan dolayı tutuklu kaldığı süre için davalıya 100.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminat talebiyle dava açması ve talebin kısmen kabulü ile 1.489 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Kararın temyizi sonucu Yargıtay, “ Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hak ve nasafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacı lehine bu ölçütlere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunması” isabetsizliğinden bozulmasına karar vermiştir.

Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise davacının sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre vb. hususları da gözeterek sebepsiz zenginleşme doğurmayacak şekilde hak ve nasafet kurallarına uygun, makul ve makbul bir miktarın tesbiti gerektiğinden, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin bozma gerekçesindeki aynı hususları da dikkate alarak manevi tazminatın miktarının fazla belirlendiğine hükmetmiştir.

En sonunda uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde, 1975 doğumlu, evli, iki çocuklu, ilkokul mezunu olan, tutuklandığı tarihte garson olarak çalışan ve madde ticareti yapma suçundan 118 gün tutuklu kaldıktan sonra bu suçtan beraat eden davacının sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu ve ceza infaz kurumunda kaldığı süre, davacıya atılı suçun niteliği, tutuklamanın üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler ve haksız tutukluluğun gerçekleştiği tarihteki paranın satın alma gücü de göz önüne alındığında, davacı lehine hükmolunan 20.000 TL manevi tazminatın makul olmayıp fazla olduğu sonucuna ulaşılmış, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE karar verilmiştir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E. 2017/769 K. 2019/48

Nazlı Demir

Bir Cevap Yazın