Elif Akkol

Covıd-19 Salgını Nedeniyle Alınan Tedbirlerin Çek Hukuku Yönünden Değerlendirilmesi

Av. Elif Akkol

Dünya Sağlık Örgütü (“DSÖ”) tarafından 12.03.2020 tarihinde pandemik[1] bir hastalık olarak ilan edilen Covid-19 (koronavirüs) salgın hastalığından vatandaşların daha az etkilenmesi amacıyla birçok ülke gibi Türkiye’de de hukuki ve idari önlemler alınmıştır ve hali hazırda da alınmaya devam etmektedir. İşbu yazımızda 26 Mart 2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanun ile birlikte alınan tedbirlerin çek hukukuna ve çekte ibraz sürelerine etkisini değerlendireceğiz.[2]

1.Çek Nedir, Çekin Genel Özellikleri Nelerdir?

Yukarıda belirtilen konulara giriş yapmadan önce çekin genel özellikleri, ibraz süreleri, ödenmesi ve karşılıksız çek konularına kısaca değinmek isteriz. Şöyle ki; çekin hukuki niteliği havale olması, iktisadi niteliği ise ödeme aracı olarak kullanılmasıdır. Çekte keşideci, lehtar ve muhatap olmak üzere üç taraf vardır. Çeki düzenleyen keşideci, alacaklı lehtar ve çek bedelini ödeyecek olan taraf da muhatap olarak adlandırılmaktadır. Çekte muhatap yalnızca bankadır. Çek ile ilgili davalarda zamanaşımı süresi üç yıldır ve çekte bulunması gereken unsurlar ise şu şekildedir;

              • “Çek” kelimesi (Zorunlu unsur)
              • Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havale (Zorunlu unsur)
              • Ödeyecek kişinin, “muhatabın” ticaret unvanı (Zorunlu unsur)
              • Ödeme yeri (Altenatifli unsur)
              • Düzenleme tarihi (Zorunlu unsur) ve düzenleme yeri (Altenatifli unsur)
              • Düzenleyenin imzası (Zorunlu unsur)
              • Karekodlu ve seri numaralı çek (1 Ocak 2017 tarihinden itibaren zorunlu unsur)

Dikkate alınması gereken en önemli hususlardan biri çeklerin ibraz süreleridir ve bu süreler ibraz yerine göre farklılık göstermektedir ve Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 796. maddesinde düzenlenmiştir.

“III – Ödeme için ibraz Genel olarak MADDE 796- (1) Bir çek, düzenlendiği yerde ödenecekse on gün; düzenlendiği yerden başka bir yerde ödenecekse bir ay içinde muhataba ibraz edilmelidir.(2) Ödeneceği ülkeden başka bir ülkede düzenlenen çek, düzenlenme yeri ile ödeme yeri aynı kıtada ise bir ay ve ayrı kıtalarda ise üç ay içinde muhataba ibraz edilmelidir. Bu bakımdan, bir Avrupa ülkesinde düzenlenip de Akdenize sahili bulunan bir ülkede ödenecek olan ve aynı şekilde Akdenize sahili olan bir ülkede düzenlenip bir Avrupa ülkesinde ödenmesi gereken çekler aynı kıtada düzenlenmiş ve ödenmesi şart kılınmış sayılır.

(3) Birinci ve ikinci fıkralarda yazılı süreler, çekte yazılı olan düzenlenme tarihinin ertesi günü başlar”

Bu hükme göre örneğin İzmir’de düzenlenen ve keşide tarihi 16.09.2014 olan bir çek;

                • İzmir’de ibraz edilecekse 26.09.2014 (İzmir – İzmir; 10 gün)
                • Erzurum’da ibraz edilecekse 17.10.2014 (İzmir – Erzurum; 1 ay)
                • New York’ta ibraz edilecekse 17.12.2014 (İzmir – New York; 3 ay)

tarihine kadar muhatap bankaya ibraz edilmelidir.

Çeklerde vade değil, ibraz süreleri vardır ve bu ibraz süreleri düzenleme tarihinden itibaren işlemeye başlar. Her ne kadar çekte vade olmasa da, keşide tarihi olarak ileri bir tarih yazılarak dolaylı olarak vade koyulmaktadır. 5941 sayılı Çek Kanunu’nun geçici 3. maddesi 5. fıkrası ile birlikte 31/12/2020 tarihine kadar düzenleme tarihinden önceki bir zaman diliminde çekin muhatap bankaya ibrazı geçerlilik taşımayacaktır.

“5941 Sayılı Çek Kanunu GEÇİCİ MADDE 3-  (5) 31/12/2020 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.”

a. Çekin Ödenmesi ve Ödenmemesi Durumunda Müracaat Hakkı

Çek ibraz süresi içerisinde, muhatap bankaya (çek hesabının olduğu şubeye veya o bankanın başka bir şubesine) ibraz edilmelidir. İbraz süreleri içerisinde ibraz edilen çekin kısmen karşılığı bulunsa dahi muhatap banka ödeme yapmak zorundadır. Ancak hamilin kısmi karşılığı kabul etmek zorunluluğu bulunmamaktadır ve hamil tarafından kabul edilmemesi, onun müracaat hakkını ortadan kaldırmaz. Çekte asıl borçlu yoktur ve müracaat borçluları ise düzenleyen, cirantalar ve bunlara aval veren kimselerdir.

Müracaat hakkının kullanılabilmesi için, çekin tamamen ya da kısmen karşılıksız çıktığının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu tespit;

              • Ödememe protestosuyla,
              • Bir takas odasının beyanıyla,
              • Muhatap tarafından, ibraz günü de gösterilmek suretiyle, çekin üzerine yazılmış olan tarihli bir beyanla, (Karşılıksız damgası vurulmaktadır.)

gerçekleştirilir.

2. Çekteki İbraz Sürelerinin Koronavirüs Salgını Nezdinde İncelenmesi
a.Covid-19’un, Mücbir Sebep Kapsamında Değerlendirilmesi ve Çekteki İbraz Sürelerine Etkisi

Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) ve sair ilgili mevzuatlarda mücbir sebep tanımlanmamıştır fakat Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ve doktrinde “kusurdan uzak, sezilemeyen, karşı konulamayan gerçek bir olay” olarak adlandırılmaktadır. Mücbir sebep yıldırım düşmesi, kasırga, deprem, gibi bir doğa olayı olabileceği gibi savaş, ihtilal, isyan gibi beşeri ya da sosyal bir olay, hatta ithal yasağı, kamulaştırma gibi hukuki bir olay da olabilir.[3]

Koronavirüs salgınının hızla yayılması ile birlikte hükümet vatandaşların sokağa çıkmaması ve evlerinde kalmaları gerektiğine ilişkin tavsiyelerde bulunmuştur ve hali hazırda da bulunmaya devam etmektedir. Keza İçişleri Bakanlığı tarafından 21 Mart 2020 tarihinde yayımlanan genelgeyle de 65 yaş ve üstü ile kronik rahatsızlığı olan kişilere sokağa çıkma yasağı getirilmiştir.[4] Bununla birlikte Covid-19 sebebiyle tedavi altında olan, evde veya hastanede karantina altında olan birçok vatandaş da bulunmaktadır. Bu kişiler bakımından mücbir sebep halinin varlığından söz edilebilecektir. Yine sağlık çalışanlarının da bu süreçte virüs salgınını kontrol altına almak için yoğun bir şekilde çalışmasından ötürü kanaatimizce mücbir sebep halinde sayılmaları gerekmektedir. İşbu sebeplerle yukarıda ayrıntılarıyla izah etmiş olduğumuz üzere koronavirüs salgını sebebiyle mücbir sebep durumunun gerçekleştiği şüpheye mahal vermeyecek derecede ortadadır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 811. maddesinde ise mücbir sebep konusu düzenlenmiş olup ilgili hüküm aynen şu şekildedir;

IV – Mücbir sebepler MADDE 811- (1) Kanunen belirli olan süreler içinde çekin ibrazı veya protesto edilmesi veya buna denk bir belirlemenin yapılması, bir devletin mevzuatı veya herhangi bir mücbir sebep gibi aşılması imkânsız bir engel nedeniyle gerçekleştirilememişse, bu işlemler için belirli olan süreler uzar.

(2) Hamil, mücbir sebebi gecikmeksizin kendi cirantasına ihbar etmeye ve bu ihbarı çeke veya alonja kaydedip, bunun altına, yerini ve tarihini yazarak imzalamakla zorunludur. 723 üncü madde hükümleri burada da uygulanır.

(3) Mücbir sebebin ortadan kalkmasından sonra hamil, çeki gecikmeksizin ödeme amacıyla ibraz etmek ve gereğinde protesto veya buna eş değerde bir belirlemeyi yaptırmak zorundadır.

(4) Mücbir sebep, ibraz süresinin bitiminden önce olmak şartıyla, hamilin bu sebebi kendinden önce gelen borçluya ihbar ettiği günden itibaren onbeş günden fazla devam ederse, çekin ibrazına ve protesto çekilmesine veya buna eş değerde bir belirlemeye gerek kalmaksızın başvurma hakkı kullanılabilir.

(5) Hamilin veya çeki ibraz etmekle, protesto çekmekle ya da aynı nitelikte bir belirlemeyi yaptırmakla görevlendirdiği kişinin, sadece kendileriyle ilgili olgular mücbir sebep sayılmaz.

İlgili kanun maddesi uyarınca koronavirüs nedeniyle ortaya çıkan mücbir sebebin ortadan kalkma süresine kadar çek ibrazı gerçekleştirilemeyeceği için ibraz süreleri kendiliğinden uzayacaktır ve salgının etkilerinin ve mücbir sebep halinin ortadan kalkmasıyla birlikte yetkili hamil tarafından gecikmeksizin çekin ibrazı muhatap bankaya yapılmalıdır. Hamilin, mücbir sebebi gecikmeksizin kendi cirantasına ihbar etmeye ve bu ihbarı çeke veya alonja kaydedip, bunun altına, yerini ve tarihini yazarak imzalamak zorunluluğunun mevcut olduğunu da sizlere hatırlatmak isteriz. Şayet mücbir sebep hali on beş günden fazla devam ederse hamil/alacaklı çekin ibrazı veya protestosu gibi ve buna eş değer herhangi bir belirleme işlemine gerek kalmayacak şekilde başvurma haklarını kullanabilecektir.

Kanaatimizce bu mücbir sebep hali içerisinde her ne kadar çekin ibraz süreleri durmuş ve koronavirüs salgını kontrol altına alındıktan sonra bu süreler devam edecek olsa da bu zaman diliminin muğlak olması nedeniyle sürecin hamil/alacaklı ve düzenleyen tarafından sıkı bir şekilde takip edilmesi gerektiğini de belirtmek isteriz.

b. 7226 Sayılı Kanun’un Çek Hukukuna Etkisi

Yargı alanındaki muhtemel veya mümkün hak kayıplarını önlemek maksadıyla 26 Mart 2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesi ile hukuki sürelerin çoğunluğunun durdurulmasına karar verilmiş olup ilgili hüküm şu şekildedir;

“GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,….. itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar.Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.”

7226 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi ile ibraz, zamanaşımı, hak düşürücü süreler de dahil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm sürelerin durdurulmasına karar verilmiştir. Bu durumda ibraz sürelerinin durdurulmasının çekin ibraz sürelerini de kapsayıp kapsamadığı konusunda çeşitli fikirler öne sürülmüştür ve bu konu hakkında doktrinde farklı görüşler bulunmaktadır.

Doç. Dr. Ali Paslı;  “……Çek ibrazı ve buna ilişkin sürelerin de bu düzenlemenin kapsamı içinde olduğunu, tüm çeklerin ibraz sürelerinin 30.04.2020 tarihinden sonra yeniden işlemeye başlayacağını, işlemeyen ibraz süresi içinde ibrazın mümkün olmadığını, durma süresi içerisinde hiçbir çekin geçerli bir şekilde ödeme talebi ile ibrazının olanaksız olduğunu, Muhatap bankanın durma süresi içerisinde karşılığı bulunan çekleri ödememesi gerektiğini, aynen hamile iade etmesi ve karşılığı olmayan çeklerde de karşılıksızlık işlemi yapmaması gerektiğini, aksi halde bankanın düzenleyene karşı sorumluluğunun doğabileceğini ivedilikle  ÇekK geçici m. 3/5’in yürürlükten kaldırılması zorunluluğunun mevcut olduğunu,….” belirtmiştir.[5]

Keza bu görüşe göre ibraz sürelerinin durması yalnızca hamil/alacaklı açısından değil muhatap ve düzenleyen açısından da hüküm doğurmaktadır. Aynı zamanda çekteki ibraz süreleri 13.03.2020 ile 30.04.2020 tarihleri arasında duracaktır ve bu durma süresi bittikten sonra kaldığı yerden işlemeye devam edecektir. Bu süreçte ibraz süresinin son günü bu tarihler arasında bir güne denk gelmesi dahilinde şayet durma süresinin başladığı tarih itibariyle bitimine on beş gün ve daha az kalmış ise durma süresinin bitiminin ertesi günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılacaktır. Örneğin ibraz süresi bir ay olan ve son ibraz süresinin 20.03.2020 olduğu bir çekte ibraz süresinin bitimine on beş günden daha az bir zaman dilimi kaldığı için uzama durumu gerçekleşmiş olacaktır ve 30.04.2020 tarihinden itibaren on beş gün içerisinde çek muhatap bankaya ibraz edilebilecektir. Bu görüşün kabulü dahilinde süreler durduğu için;

                • Alacaklılar çeki  ibraz edemeyecektir.
                • İbraz yetkili hamil tarafından yapılsa dahi karşılığının banka hesabında olması durumunda muhatap tarafından bu alacak ödenmeyecektir.
                • Karşılığının bulunmaması dahilinde ise muhatap banka çeke karşılıksızlık damgası vuramayacaktır.
                • Muhatap alacaklıya ödeme yapacak olur ise düzenleyene karşı sorumluluğu doğacaktır.
                • Karşılıksız çek suçunun şartları bu süreçte oluşmayacaktır.
Aksi kanaatte olan diğer bir görüş ise; “…..Kıymetli evrak hukukunun ticari ilişkilerde arz ettiği önem ve kendine has yapısı göz önüne alındığında, TTK ve Çek Kanunu’nun çekin ibrazına ilişkin getirdiği düzenlemelerin özel hüküm niteliğinde olduğunu, bu açıdan çeklerle ilgili bir açıklık taşımayan 7226 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesinin geçici süre de olsa bu hükümleri ilga etmediğini, dolayısıyla ibraz süresi rejimini değiştirmediğini, 7226 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddenin başında yer alan “Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla” ifadesinden yola çıkılarak maddenin yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi çerçevesinde dar yorumlanması gerektiğini, 2279 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile icra ve iflas takiplerinin durdurulmasına karar verildiğinden, çekin karşılıksız çıkması durumunda icra takibi yapılmasının mümkün olmayacağını…,” ileri sürmektedir[6].Çek ibrazının uygulamadaki mevcut durumuna bakacak olursak; bankalara çek ibrazı yapılabilmektedir ve muhatap tarafından karşılığı olan çeklerin ödemesi yetkili hamil/alacaklıya gerçekleştirilmektedir. Öte yandan Türkiye Bankalar Birliği tarafından açıklanan “Çek Ödeme Destek Kredisi” ile müşterilerin ticari itibarlarının korunmasına katkı sağlanmasının amaçlandığı ifade edilmiştir.[7] Birlik; “koronavirüs salgınının istihdam, üretim, ticaret ve ödeme sistemine olası etkilerini en az düzeyde tutmak amacıyla uygulamaya alınan “Ekonomik İstikrar Kalkanı” tedbirlerinin sağlıklı olarak işlemesi ve ekonomik faaliyetin desteklenmesi için bankacılık sektörü tarafından uygulamalar başlatıldığını”  belirtmiştir.

Açıkça görülmektedir ki Türkiye Bankalar Birliği ve muhatap bankalarda, ibraz sürelerinin çekteki ibraz sürelerini kapsamayacak şekilde durdurulduğu algısı mevcuttur. Kaldı ki muhatapların çekteki ibraz sürelerini halen devam ediyor şeklinde değerlendirerek işlemlerine devam etmesi açık bir şekilde bu kanıda olduklarını gözler önüne sermektedir. Bankaların hangi yasal dayanağa göre bu şekilde faaliyet gösterdiği ve işlemlerine devam ettiği ise belli olmamakla birlikte uygulamada bir karışıklığın mevcut olduğu da ortadadır.

Sonuç Olarak;

Yukarıda ayrıntılarıyla izah ettiğimiz üzere 65 yaş üstü ile kronik rahatsızlığı olan kişilerin sokağa çıkma yasağı nedeniyle herhangi bir şekilde dışarı çıkamaması, koronavirüs hastalığı ile mücadele eden kişilerin hastanelerde tedavi altında olması, hastalık şüphesi altında olanların evde ya da hastanede karantina altında olması, sağlık görevlilerinin yoğun bir iş temposunda hastanelerde çalışması ve görev yerlerini terk edememesi açık bir şekilde kendi iradeleri dışında koronavirüs salgınının ortaya çıkarmış olduğu zorunluluktan ötürü bankaya çek ibrazı yapamayacaklarını göstermektedir. Yukarıda sayılan kişiler ve aynı zamanda olay bazında değerlendirildiğinde mücbir sebep hali şartlarının oluştuğu kişilerin mutlaka Türk Ticaret Kanunu 811. maddesindeki mücbir sebep halinden yararlanmaları gerekmektedir.

Öte yandan 7226 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirildiğinde; Çekteki ibraz sürelerinin durdurulup durdurulmadığı, 7226 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinde bulunan ibraz süresinin çekteki ibraz sürelerini kapsayıp kapsamadığı, muhatap, yetkili hamil/alacaklı ve düzenleyen ve çekle ilgisi olan kişiler açısından muğlak bir durumun söz konusu olduğu görülmektedir. 7226 sayılı Kanun ile bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler durdurulmuş ve çekteki ibraz sürelerinin bu kapsamda olmadığı şeklinde bir anlam kanun lafzından çıkarılamamaktadır. Fakat çekteki ibraz sürelerinin durdurulması da ticari hayatta sıklıkla kullanılan çekin işlevini bir süreliğine kaybetmesi anlamına geleceğinden faydadan çok zarar sağlayacağı da ortadadır.

Kanaatimizce; çekteki ibraz süreleri nezdinde 7226 sayılı Kanunun farklı şekillerde yorumlanması hukuki ve toplumsal açıdan karışıklıklara yol açacaktır. Bu sebeple vatandaşların koronavirüs salgını sebebiyle mağduriyetlerin de artacağı izahtan varestedir. Bu mevcut haldeki belirsizliğin ortadan kaldırılması amacıyla Türk Ticaret Kanunu, Çek Kanunu ve ilgili sair mevzuatlar göz önünde bulundurularak ivedilikle kambiyo hukuku açısından yeni bir düzenleme yapılması gereklidir. Aksi takdirde salgının etkilerinin ortadan kalkmasının ardından mahkemelere taşınan hukuki uyuşmazlıklarda 7226 sayılı Kanunun ne şekilde yorumlanacağı ve davalara nasıl etki edeceği önem kazanacaktır.


Bu makale, ilk olarak 13.04.2020 tarihinde Turhan&Turhan Hukuk Bürosu’nun web sitesinde  yayınlanmıştır.

Dipnotlar

[1] Pandemiler veya pandemik hastalıklar, bir kıta hatta tüm dünya yüzeyi gibi çok geniş bir alanda yayılan ve etkisini gösteren salgın hastalıklara verilen genel addır. Bknz. https://tr.wikipedia.org/wiki/Pandemi

[2] Resmi Gazete’de 26 Mart 2020 tarihinde Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanun yayımlanmıştır. Bknz. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/03/20200326M1-1.htm

[3] F. Eren, Sorumluluk Hukuku Açısından Uygun İlliyet Bağı Teorisi, Ankara 1975, s. 177; H. Tandoğan s. 464; L. M. Kurt, Borçlunun Sorumlu Olmadığı Sonraki İmkansızlık, Ankara 2016, s.195 )

[4] İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan 65 yaş ve üstü ile kronik rahatsızlığı olanlara sokağa çıkma yasağı genelgesi bknz. https://www.icisleri.gov.tr/65-yas-ve-ustu-ile-kronik-rahatsizligi-olanlara-sokaga-cikma-yasagi-genelgesi

[5] Ali Paslı: COVID-19 Salgınının Çek Hukukuna Etkisi: Güncel Koşullar Sürerken Çek İbrazı Mümkün Müdür?, http://www.ticaretkanunu.net/ali-pasli-covid-19-salgininin-cek-hukukuna-etkisi-guncel-kosullar-surerken-cek-ibrazi-mumkun-mudur

[6] 7226 Sayılı Kanun’un Geçici 1. Maddesinin Çeklerin İbrazı ve Karşılıksız Çek Suçuna Etkisi, Dr. Sinan Sarıkaya bknz. https://blog.lexpera.com.tr/7226-sayili-kanunun-ceklerin-ibrazi-ve-karsiliksiz-cek-sucuna-etkisi

[7] Türkiye Bankalar Birliği tarafından yayımlanan 27 Mart 2020 tarihli Kamuoyu Duyusu bknz. https://www.tbb.org.tr/Content/Upload/Dokuman/7656/TBB_KD_270320.pdf

Yorum yap