Kasım 2020

Gayrimenkul Hukuku E-Bülten

4 Kasım 2020 tarihli Resmi Gazete’nin yayımlanmasıyla birlikte 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nda birtakım değişikliklere gidildi.

Yapılan değişikliğe göre tarım arazilerinde; ifraz, hisselendirme, pay temliki, elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi, elbirliği mülkiyetinin devri, paylı mülkiyet olarak intikal, taksim ve vasıf değişikliği işlemleri Bakanlığın izni ile yapılabilecek.

Ayrıca getirilen istisna ile birlikte; tarımsal arazilerin mülkiyetinin devri konusunda mirasın açılmasından itibaren bir yıl içinde anlaşmaları durumunda mirasçılar, bu taşınmazların devri ile ilgili yapılacak işlemlere ilişkin harçlardan ve bu işlemlerle ilgili düzenlenecek kâğıtlara ilişkin damga vergisinden ve tarım arazilerinde asgari tarımsal arazi büyüklüğünün altındaki payların paydaşlara aynen devri halinde paydaşlar, bu taşınmazların devri ile ilgili yapılacak işlemlere ilişkin harçlardan, bu işlemlerle ilgili düzenlenecek kâğıtlara ilişkin damga vergisinden ve tapu döner sermaye ücretlerinden muaf tutulacaklar.

Tarım arazilerinin satılması halinde sınırdaş tarım arazisi maliklerine ön alım hakkı tanıyan madde metni kaldırıldı. Buna göre ön alım hakkının kullanılmasında Türk Medeni Kanunu hükümleri uygulanacaktır.

Anayasa Mahkemesi’nin E. 2020/21 K. 2020/53 numaralı kararı ile 4708 Yapı Denetimi Hakkında Kanun’un “İdari Müeyyideler” başlıklı 8. maddesinde değişikliğe gidildi.

4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’un 8. maddesinde “İdari para cezasına karşı on beş gün içinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebilir. Bu süre içinde itiraz yoluna başvurulmaması hâlinde idari para cezası kesinleşir. İtirazlar, zaruret olmayan hâllerde evrak üzerinde incelenerek en kısa süre içinde karara bağlanır. İtiraz üzerine verilen mahkeme kararları kesindir.” hükmü yer almaktadır. 

17 Kasım 2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan E. 2020/21 K. 2020/53 numaralı Anayasa Mahkemesi kararı ile son cümlede yer alan “İtiraz üzerine verilen mahkeme kararları kesindir.”ibaresi iptal edilerek madde metninden kaldırılmıştır. Anayasa Mahkemesi karar gerekçesinde; mahkeme tarafından verilen bir hükmün bir başka yargı mercii tarafından denetlenmesini talep etme hakkının yargılamanın konusuna göre herhangi bir kısıtlamaya tabi olmaksızın Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti kapsamında güvence altına alındığını ifade etmektedir. 

Buna göre 4708 sayılı Kanun kapsamında yargı yoluna taşınan ve idari müeyyideleri konu alan mahkeme kararları artık kesinlik taşımayacak ve üst merciilerce denetimi sağlanabilecektir.

Stj. Av. Erdinç KARABEKİR

Bir Cevap Yazın