Nisan 2021

İş Hukuku E-Bülten

İşçinin Çocuğunun Hastalığı Sebebiyle İş Sözleşmesini Feshetmesi

Davalı, davacı Türk Kızılay Derneği’ne bağlı Gaziantep Kan Bağış Merkezinde 01.02.2013 tarihinden itibaren doktor olarak çalışmaya başlamış ve kendi isteği ile 01.11.2013 tarihinde Afyonkarahisar Kan Bağış Merkezine naklen atanmıştır. Taraflar arasında 01.04.2013 başlangıç tarihli 3 yıl süreli “Belirli Süreli Teminde Güçlük Sözleşmesi” imzalanmış olup, söz konusu sözleşme kapsamında davalıya her ay net 1.500,00 TL tazminat ödemesi yapılmıştır. Belirli Süreli Teminde Güçlük Tazminatı Sözleşmesi’nin 4. Maddesinde; “taraflar bu sözleşmeyi süresinden önce feshederse fesheden; ( a ) personel çalıştığı sürece ödenen Temininde Güçlük Tazminatının her ay ödenen tutarların toplamını, (b) Temininde Güçlük Tazminatının her bir ayda kuruma maliyet tutarlarının ( SGK primleri, işsizlik Sigortası Primleri, Gelir Vergisi, Damga Vergisi ) toplamını, ( c ) a ve b de belirtilen tutarları, her bir aylık toplamının ödeme tarihinden fesih tarihine kadar geçen süreye ait faiz tutarlarının toplamını öder” şeklinde bir düzenleme yer almaktadır. Ancak davalı sözleşme yürürlükte iken 18.03.2015 tarihli dilekçesi ile eşinin tayinin Gaziantep İl’ine çıkması, çocuğunun kalp hastası olması nedeniyle gece gündüz bakıma muhtaç olması ve aile saadeti ve çocuğunun hastalığı gerekçesi ile Gaziantep Kan Bağış Merkezine atamasının yapılmasını istemiştir. Davalının bu isteği davacı tarafından hem zamanlama bakımından hem de Afyon ilindeki hastanelere kan tedariki için doktora ihtiyaç duyulduğundan genel müdürlükçe uygun görülmemiş ve bunun üzerine davalı 30.03.2015 tarihinde tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetmiştir. Davalının sözleşmeyi feshetmesi üzerine Davacı Türk Kızılay Derneği; davalının, sözleşmenin 4. maddesinin a, b, c fıkralarına göre hesaplanan 60.127,94 TL tutarında tazminat ödeme borcu altına girdiğini iddia ederek şimdilik 1.000,00 TL tazminatın tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak taraflar arasındaki sözleşmenin 4.maddesinde yer alan düzenlemenin “ işçi aleyhine yükümlülük öngören cezai şart ” olarak değerlendirildiği, Yargıtay kararlarına göre işçi aleyhine yükümlülük öngören cezai şart hükümlerinin geçersiz sayıldığı ve bu kararlara paralel olarak Türk Borçlar Kanunu’nun 420. Maddesinde, “ iş sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersiz ” sayıldığı, buna göre; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kaynağı olan 01.04.2013 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli “ Belirli Süreli Teminde Güçlük Tazminatı Sözleşmesinin” 4. maddesindeki düzenlemenin “ Personel ( işçi ) Aleyhine Cezai Şart ” olarak kabul edilmesi halinde davacı talebi olmadığı kabul edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Yargıtay’a göre sözleşmenin 4.maddesindeki düzenleme ile getirilen cezai şart, taraflardan herhangi birisinin haklı sebep haricinde iş sözleşmesinin feshi hali için öngörülmüş olup, tek taraflı değildir. Miktarının “personele ödenen teminde güçlük tazminatının her bir ay ödenen net tutarları toplamı ile kuruma maliyet tutarları toplamı” olarak belirlenmesi cezai şartın tek taraflı olarak değerlendirilmesi için yeterli değildir. Burada geçen “tarafların haklı sebepler hariç sözleşmeyi süresinden önce feshetmesi halinde” ibaresi ile cezai şartın açıkça sözleşmenin her iki tarafı için getirildiği açıktır. Dolayısıyla Derece Mahkemelerinin aksi yöndeki değerlendirmeleri isabetsizdir. Bu durumda uyuşmazlıkta asıl ele alınması gereken husus, davalının iş sözleşmesini haklı olarak feshedilip edilmediğinin açıklığa kavuşturulmasından ibarettir. Yargıtay’a göre Davacı Derneğin Afyon Kan Bağış Merkezinde doktor olarak çalışan davalının, 18.03.2015 kayıtlı dilekçesiyle eşinin tayinin Gaziantep İl’ine çıkması, 8 yaşındaki çocuğunun kalp hastası olması nedeniyle gece gündüz takibinin yapılması gerektiği, iki yaşında oğlunun bulunması nedeniyle de aile birlikteliğini sağlamak ve sağlık mazeretine binaen Gaziantep iline yaptığı nakil talebinin kabul edilmemesi nedeniyle iş sözleşmesini feshettiği sabittir. Davacı haklı nedenle fesih iddiasının ispatı için kızının ekokardiyografi raporu ile eşinin nakil onay formunu dosyaya ibraz etmiştir. Bu durumda Mahkemece yapılması gereken iş; “pediatrik kardiyoloji” alanında uzman bir bilirkişinden alınacak rapora göre davacının kızının sağlık durumunun (nakil dönemini beklemeden) derhal fesih için haklı neden oluşturup oluşturmadığının açıklığa kavuşturulup sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir. Açıklanan nedenlerle, yanılgılı ve eksik araştırmaya göre yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2018/1375 K. 2020/19552 T. 22.12.2020

Büşra İlter / Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi

Yorum yap