2019

KVKK Bülteni – Nisan 2019

2 Nisan 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak kişisel verilerle ilgili aşağıdaki mevzuatlarda değişiklikler yapılmıştır.

Kişisel Verileri Koruma Uzmanlığı Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik:

Yapılan değişikliklere göre “Uzman Yardımcılığına Atanma” esasında yedek adayların atanmasının sınav sonuçlarının ilanından itibaren 3 aylık süre içerisinde yapılmasını öngören madde metni değiştirilerek süre kısıtı kaldırıldı. Artık yedek adayların atanması herhangi bir süreye tabi tutulmamakta. Ayrıca uzman ve uzman yardımcılarının görev ve sorumluklarının kapsamına “yerinde inceleme faaliyetlerine katılmak” eklenerek görev ve yetkilerin kapsamı artırılmıştır.

28 Nisan 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak kişisel verilerle ilgili aşağıdaki mevzuatlarda değişiklikler yapılmıştır.

Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik: 

Önemli değişiklik olarak, kişisel veri işleme envanteri tanımına “hukuki sebep” eklenmiştir. Hukuki sebepten anlaşılması gereken ise ilgili sürecin Kişisel Verilerin Korunması Kanununda sayılan kişisel veri işleme şartlarından (md. 5,6,8 ve 9) hangilerine girdiğidir. Böylece kişisel veri işleme envanterinde hukuki sebebin de yer alması mevzuata girmiştir.

Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ: 

Tanımlarda yapılan değişiklikler ile Tebliğ’in KVKK ile uyumlu hale getirilmesi amaçlanmıştır. Veri kayıt sistemi, kişisel veri tanımına paralel şekilde düzenlenmiştir. Veri kayıt sistemi tanımında yapılan değişiklikle; kişisel verilerin belirli kriterlere göre yapılandırılarak işlendiği kayıt sistemi olarak tanımlanmıştır. 

Uygulamada oldukça tartışmaya neden olan, aydınlatma yükümlülüğünün her birim nezdinde yerine getirilmesine yönelik hüküm ise yürürlükten kaldırılmıştır. Bu değişiklik ile veri sorumlusunun bu aydınlatma yükümlülüğü elbette devam etmekle birlikte veri sorumlusuna bağlı her birimin ayrıca yerine getirme konusu kalkmıştır.

Veri Sorumluları Sicili Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik:

İrtibat kişisi tanımı netleşmiştir. Gerçek kişi eklenmiş, yerli-yabancı konusu ayrılmıştır. Yabancılarda temsilci ile  irtibat kişisi arasındaki fark da fıkra ile netleşmiştir. Bununla birlikte bir gerçek kişi ancak bir veri sorumlusunun irtibat kişisi olabilir konusu da, veri sorumluları için çoğul değil de tekil ifade kullanılması ile mevzuat dayanağına kavuşturulmuştur.

Azami süre hangi konu ile ilgili olduğu yönetmelikte yazmasa da muhafaza süresi olarak genel bir uygulama bulunmaktaydı. İlgili değişiklik ile bu konu da açıklığa kavuşturulmuş ve süre ile kastedilenin muhafaza süresi olduğu açıklığa kavuşturulmuştur.

Kişisel Veri İşleme Envanteri Hazırlanması ile ilgili yükümlülük açık ve net olarak belirtilmiştir.

Sicile kayıt bilgilerinde değişiklikler, değişikliliğin meydana geldiği tarihten itibaren yedi gün içerisinde VERBİS üzerinden Kuruma bildirilecektir. 

Kişisel Verileri Koruma Kurumu: Yargı mercilerinin görev alanına giren, belirli bir konuyu ihtiva etmeyen ve şekil şartlarını ihtiva etmeyen konularla ilgili Kuruma yapılan ihbar ve şikayetler incelemeye alınmaz!

Kişisel Verileri Koruma Kurulunun internet adresinde yayımlanan 24/12/2018 tarihli ve 2018/156 sayılı kararında; ilgili kişinin, adı, soyadı, yerleşim yeri, boy, kilo, tip gibi kişisel bilgilerinin kullanılarak cinsel, siyasi, dini, arkadaşlık vb. içerikli yorumların ve paylaşımların yapıldığı hususu ile ilgili Kişisel Verileri Koruma Kurumuna başvuru yaptığı başvuru hakkında 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) 15 inci maddenin (1) numaralı fıkrasında Kurulun, şikayet üzerine veya ihlal iddiasını öğrenmesi durumunda resen, görev alanına giren konularda gerekli incelemeyi yapacağı; aynı maddenin (2) numaralı fıkrasında ise 01.11.1984 tarihli ve 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun 6 ncı maddesinde belirtilen;

  1. a) Belli bir konuyu ihtiva etmeyen,
  2. b) Yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili olan,
  3. c) 4 üncü maddede gösterilen şartlardan (dilekçe sahibinin adı soyadı ve imzası ile iş veya ikametgâh adresi) herhangi birini taşımayanihbar veya şikâyetlerin incelemeye alınmayacağı hükme bağlanmıştır.

Ayrıca kişinin ad-soyadı, yerleşim yeri, boy, kilo, tip gibi kişisel bilgilerinin kullanılarak çeşitli içerikli internet sitelerinde hakkında yorumların ve paylaşımların yapılmasına ilişkin şikayetini içeren ve yargıya intikal etmiş olan başvurunun değerlendirilmesi neticesinde;

  • 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 15 inci maddenin (2) numaralı fıkrasında 01.11.1984 tarihli ve 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun 6 ncı maddesinde “Yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili olan” ihbar veya şikâyetlerin incelemeye alınmayacağının hükme bağlandığı, şikayete konu iddiaların Türk Ceza Kanunu hükümleri uyarınca suç unsuru barındırdığı ve bunların da bireysel suç niteliğinde olduğu, bu kapsamda ilgili kişi tarafından da konunun yargıya intikal ettirilmiş olduğu dikkate alındığında, söz konusu başvurunun Kanun kapsamında değerlendirilemeyeceğine,
  • Öte yandan kişiye verilecek cevapta Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında Kuruma yapılacak başvurularda izlenilmesi gereken yolun hatırlatılmasına

karar verilmiştir.

Kişisel Verileri Koruma Kurumu: İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme ilkesi gereğince kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi ve anonim hale getirilmesi talep edilse dahi gerçekleştirilemez.

Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 05/12/2018 tarihli ve 2018/142 sayılı Kararı Özeti

Veri sorumlusu bir Bankaya ait veri kayıt sisteminde yer alan kişisel verilerin silinmesi yönündeki ilgili kişi talebinin veri sorumlusu tarafından yerine getirilmemesi sebebiyle Kuruma yapılan başvuru hakkında;

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) “Genel İlkeler” başlıklı 4 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasının (d) bendinde, kişisel verilerin ancak “İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza” edilebileceği hükme bağlanmıştır.

Diğer yandan Kanunun “Kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hale getirilmesi” başlıklı 7 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında, Kanun ve ilgili diğer kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel verilerin resen veya ilgili kişinin talebi üzerine veri sorumlusu tarafından silineceği, yok edileceği veya anonim hâle getirileceği hüküm altına alınmış olmakla birlikte, (2) numaralı fıkrasında kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesine ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümlerin saklı olduğu hükümleri yer almaktadır.

5411 sayılı Bankacılık Kanununun 42 nci maddesi, alınan yazıların ve faaliyetler ile ilgili belgelerin asıllarının veya bunun mümkün olmadığı hâllerde sıhhatlerinden şüpheye mahal vermeyecek kopyalarının ve yazılan yazıların makine ile alınmış, tarih ve numara sırası verilerek düzenlenecek suretlerinin, usulleri çerçevesinde ilgili banka nezdinde on yıl süreyle saklanacağı hükmünü haizdir.

Ayrıca Bankaların Muhasebe Uygulamalarına ve Belgelerin Saklanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 17 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında da “Bankaların, müşterilerinden ve Resmî ya da özel kurum ve kuruluşlardan aldıkları mektup, telgraf, elektronik posta mesajı, ilam ve tebligatlar ile diğer yazıları ve Bankaların İç Sistemleri Hakkında Yönetmelik uyarınca hazırlayacakları raporlar da dâhil olmak üzere, faaliyetleri ile ilgili belgelerin asıllarını veya mümkün olmadığı hâllerde sıhhatlerinden şüpheye mahal vermeyecek kopyalarını ve müşterilerine ve Resmî ya da özel kurum ve kuruluşlara yazdıkları yazıların makine ile alınmış, tarih ve numara sırası verilerek düzenlenecek suretlerini istenildiğinde ibraz edilebilecek şekilde nezdlerinde on yıl süreyle saklamaları zorunludur.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu kapsamda, veri sorumlusu banka nezdinde bulunan kişisel verilerin silinmesi ile ilgili Kuruma yapılan başvuru hakkında; 6698 sayılı Kanunun ilgili maddesi ile 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 42 nci maddesi göz önünde bulundurulduğunda; ilgili kişinin bankalar nezdindeki son işlemi üzerinden 10 yıllık saklama süresi geçmediği dikkate alındığında, şikayetçinin talebine yönelik Kurumumuzca yapılacak bir işlem bulunmadığına

karar verilmiştir.

Kişisel Verileri Koruma Kurulu: Veri sorumlusu tarafından aydınlatmayükümlülüğü ve açık rıza onayı alınması süreçleri ayrı ayrı yerine getirilmelidir.

Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 26/07/2018 tarihli ve 2018/90 sayılı Kararı Özeti

Online platformda iş başvurusu alan veri sorumlusu şirketler topluluğunun kişisel veri işleme süreçlerinin Kurul tarafından re’sen incelenmesini teminen yapılan başvuru neticesinde,

Online platformda iş başvurusunda bulunurken üyelik kaydı yapılmasının zorunlu olduğu, üyelik kaydı yapılması sırasında ise, aynı kutucuğun işaretlenmesi yoluyla hem aydınlatma metninin okunduğuna, hem de kişisel verilerin işlenmesi hususunda açık rıza verildiğine ilişkin onay alınması yoluna gidildiği tespit edilmiştir.

Bu kapsamda;

Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f) bendinde kişisel veri işleme faaliyetinin açık rıza şartına dayalı olarak gerçekleştirilmesi halinde, aydınlatma yükümlülüğü ve açık rızanın alınması işlemlerinin ayrı ayrı yerine getirilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır

Ayrıca, veri sorumlusu tarafından aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi herhangi bir onaya bağlı değildir. Aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesindeki amaç kişisel verilerin işlenmesi noktasında ilgili kişinin bilgi sahibi olmasının temin edilmesidir. Açık rıza alınmasında amaç ise, veri sorumlusu tarafından kişisel verilerinin işlenmesinin hukuki bir gerekçeye dayandırılmasıdır. Bu sebeple, ilgili kişi aydınlatma metni sayesinde kişisel veri işleme faaliyeti ile ilgili olarak bilgi edinmiş olmakla birlikte, söz konusu metinde yazılanlara açık rıza vermek zorunda değildir.

Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde; söz konusu uygulamanın 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) amacına ve Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f) bendinde yer alan hükme uygun olmadığı, bu itibarla aydınlatma metninin okunduğuna ilişkin geri bildirim alınması ile ilgili kişilerin kişisel verilerinin işlenmesi hususunda gerekli seçimlik haklarının da tanındığı açık rıza metninin onaylandığının ispatını sağlayacak mekanizmaların ayrıştırılması hususunda veri sorumlusunun talimatlandırılmasına

karar verilmiştir.

Kimliği belirsiz kişi/kişiler veri sorumlusu olarak kabul edilemez!

Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 13/09/2018 tarihli ve 2018/106 sayılı Kararı Özeti

İlgili kişinin görevi nedeniyle imzalamış olduğu evrakın kimliği belirsiz kişi/kişilerce internet ortamında paylaşılması üzerine Kuruma yapmış olduğu başvuru hakkında,

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde, Kanun hükümlerinin, kişisel verileri işlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanacağı ile “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendinde veri sorumlusunun kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişiyi ifade ettiği belirtilmektedir.

Bu kapsamda;

Şikâyetçinin başvurusu incelendiğinde, kişinin görevi nedeniyle imzalamış olduğu bir evrakın hukuka aykırı bir şekilde elde edilip kimliği belirsiz kişi veya kişilerce internet ortamında paylaşıldığı ve aynı kullanıcı ismiyle Şikâyetçinin isim ve soy isminin baş harflerinin yazılarak kişi hakkında bir takım iftira içerikli metinlere yer verildiği anlaşılmış olup, kimliği belirsiz kişi veya kişilerin veri sorumlusu olarak tanımlanamayacağı

Kanunun “Suçlar” başlıklı 17 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği, kişisel verilere ilişkin suçlar bakımından 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 135 ila 140 ıncı madde hükümlerinin uygulanacağıhususlarından hareketle, şikâyete konu olayın Türk Ceza Kanunu hükümleri uyarınca suç unsuru barındırması ve konuya ilişkin gerekli hukuki işlemlerin tesisini teminen konunun Şikâyetçi tarafından yargıya intikal ettirilmiş olması nedenleriyle Şikâyetçi hakkında ilgili uygulama üzerinden yapılan paylaşımlar kapsamında Kurumca yapılacak bir işlem bulunmadığına karar verilmiştir.

Veri sorumlusunun kanuni yükümlülüğünü yerine getirmek için işlediği kişisel verileri meşru menfaat çerçevesinde ve şartlarını sağladığı takdirde kullanması hukuka uygundur.

Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 25/03/2019 tarihli ve 2019/78 Sayılı Kararı Özeti

5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu gereğince, “Dağıtıcı Lisansı” kapsamında petrol piyasasında faaliyet gösteren Şirketin,

  • Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) Kararı ile getirilen yükümlülük çerçevesinde, bayi pompa satış hareketlerini, “plaka, akaryakıt türü, miktar, fiyat, zaman (saat, dakika ve saniye)” bilgilerini içerecek şekilde sorgulama imkanı veren ve ilgili Kurumun anlık erişimine açık olan bir otomasyon sistemi kurduğu,
  • EPDK’nın anlık erişimine açık tutulan bu verilerden “plaka ve akaryakıt tipi”ne ilişkin verileri, araç sahipleri, akaryakıt bayileri ve akaryakıt dağıtım firmaları için sektörde büyük bir sorun haline gelen “hatalı akaryakıt dolumlarının” önüne geçmek için Şirketleri tarafından geliştirilen “Araç Tanıma Projesi” için kullanmak istedikleri,
  • Araç Tanıma Projesinin hayata geçirilmesi ile birlikte, akaryakıt ikmal edecek aracın plaka verileri ile kullandığı yakıt türünün (benzin veya motorin) sistemde otomatik olarak eşleştirilerek kaydedileceği; böylece yanlış akaryakıt alımının otomatik olarak engelleneceği,
  • Şirketin ve bayilerin tüketiciye akaryakıt satışı esnasında kurulan satış sözleşmesini doğru ifa edebilmesi ve doğru ürün tedarikini gerçekleştirmesi için tüketicinin araç plakasını kullanmasının bir gereklilik haline geldiği, Araç Tanıma Projesinin gerçekleştirilmesinin hatalı akaryakıt ikmalinden kaynaklanan problemleri sonlandıracağı ve böylece Şirketin ve bayilerin meşru menfaatlerinin korunmuş olacağı,

belirtilerek, bu kapsamda şirketin otomasyon sistemi için işlediği bazı verileri, ilgili kişilerin açık rızası olmaksızın Araç Tanıma Projesi için kullanmasının 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (ç) ve (f) bentleri kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği talebiyle yapmış olduğu başvuru hakkında Kurul tarafından:

  • EPDK’dan almış olduğu lisanslar çerçevesinde “Akaryakıt Dağıtım Firması” olarak faaliyet gösteren Şirketin, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuatlarda düzenlenen denetim sistemi kurma zorunluluğu çerçevesinde araç sahiplerinin kişisel verilerini işlemesinin, 6698 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendinde düzenlenen kişisel veri işlenmesinin “veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması” hali sayıldığı; bu kapsamda kişisel veri işlenmesi halinde ilgili kişinin açık rızasının aranmadığı,
  • Bununla birlikte, 6698 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendine göre “ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması” hali tespit edilirken veri sorumluları tarafından;
  • Kişisel verinin işlenmesi sonucunda elde edilecek menfaat ile ilgili kişinin temel hak ve hürriyetlerinin yarışabilir düzeyde olması,
  • Söz konusu menfaate ulaşılabilmesi bakımından kişisel veri işlenmesinin zorunluluk arz etmesi,
  • Meşru menfaatin halihazırda mevcut, belirli ve açık olması,
  • İlgili kişinin temel hak ve hürriyetleri ile yarışabilir nitelikte olan meşru menfaatin elde edilmesi halinde bir yarar sağlanacak olması ve kişisel veri işlenmeksizin başkaca bir yol ve yöntemle bu yararın ortaya çıkmasının mümkün olmaması,
  • Meşru menfaat belirlenirken söz konusu yararın çok sayıda kişiyi etkilemesi, yalnızca kâr elde edilmesi ya da ekonomik yararın sağlanması amacına yönelik olmaması, iş süreçlerini ya da bir işleyişi kolaylaştırması (örneğin bir birim ya da az sayıda personel nezdinde değil, kurumsal olarak geneli etkileyecek şekilde) gibi şeffaf ve hesap verilebilir nitelikleri haiz kriterlerin esas alınması,
  • Bu açıdan ilgili kişinin başta kişisel verilerinin korunması olmak üzere temel hak ve hürriyetlerinin zarar görmesini engellemek amacıyla öngörülebilir, açık ve yakın her türlü tehlikeden uzak tutulması,
  • Kişisel verilerin bir veri kayıt sisteminde amaçla sınırlı olarak hukuka uygun işleyişinin temini ile zararı ve ihlalleri engellemek için her türlü teknik ve idari tedbirin alınması,
  • Kişisel verilerin işlenmesinde genel ilkelere uygunluğun sağlanması,
  • Bu kapsamda, kişinin temel hak ve hürriyetleri ile veri sorumlusunun meşru menfaatinin karşılaştırılarak denge testinin yapılması

hususlarının değerlendirilmesi gerektiği,

  • Öte yandan, kişisel verilerin ilk kez işlenmesi için gereken amaçtan farklı olarak başka bir amaca yönelik yeni bir veri işleme faaliyetinin gerçekleştirilmesinin, Kanunun 5 inci maddesinde sayılan veri işleme şartlarından en az birine dayanması ve ilk amaçtan bağımsız olarak Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kişisel verilerin işlenmesinde aranan ilkelerin tümüne uyumlu olması gerektiği
  • Şirketin Araç Tanıma Projesi uygulaması kapsamında, halihazırda Petrol Piyasası mevzuatı gereği kayıtlarında bulunan tüketicilere ait araç plaka ve ürün tipi bilgilerini otomatik olarak Araç Tanıma Projesi sistemine entegre etmesi de yeni bir kişisel veri işleme faaliyeti sayıldığı,

hususlarından hareketle; Akaryakıt istasyonlarına gelen araçlara tüketicinin talep ettiği üründen farklı bir ürün ikmal edilmesi nedeniyle oluşan araç arızalarından dolayı tüketicilerin uğramış olduğu zararlar ile bu zararlardan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun gereğince işletici ile birlikte başvuranın da dağıtıcı şirket olarak müteselsilen sorumluluğunun bulunduğu, bu yöndeki yargı kararları da dikkate alındığında durumun hem tüketicinin hem de dağıtıcı şirketin maddi kaybı ile birlikte şirket marka değeri ve hizmet kalitesinde de kayıplara yol açabileceğinin anlaşıldığı, dikkate alınarak,

  • Bu çerçevede, meşru menfaatin ortaya konulmasına ilişkin olarak yukarıda yer verilen kriterler esas alınarak yapılan değerlendirme sonucu 6698 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendine göre veri sorumlusunun, tüketicilere ait plaka ve ürün tipi bilgilerini kullanmasının “İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması” kapsamında olduğu,
  • Bu itibarla Şirketin, erişilebilir ve görünür bir şekilde aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmek ve başka bir amaçla kullanmamak kaydıyla ilgili kişilerin (kişisel verisi işlenen gerçek kişi tüketicilerin) açık rızasını almaksızın bahse konu sistemi kullanmasında 6698 sayılı Kanun yönünden hukuken bir engel bulunmadığına

karar verilmiştir.

Erdinç KARABEKİR

Yorum yap