Mart 2020

Rekabet Hukuku Bülteni

GIDA PİYASASINDAKİ REKABETİ BOZUCU EYLEMLER HAKKINDA BASIN DUYURUSU

Rekabet Kurumu, 23.03.2020 tarihli kamuoyu duyurusunda; küresel COVID-19 salgınının yaşandığı bu süreçte; yaş meyve ve sebze piyasası başta olmak üzere gıda piyasasında fırsatçı bir yaklaşımla fahiş fiyat artışları yapıldığını, söz konusu fiyat artışlarının ve bu artışa katkı sağlayan tüm aktörlerin yakından takip edildiğini ve bu kapsamda, yaş meyve ve sebze başta olmak üzere gıda piyasasında rekabeti bozucu eylemlerde bulunan kişi ve kurumlar (üretici, aracı, taşımacı, nihai satıcı gibi her türlü aktör) hakkında Rekabet Kanunu ile belirlenen en ağır idari para cezasının uygulanacağını belirtti.

R.’NİN MENFİ TESPİT VE MUAFİYET TALEBİ REDDEDİLDİ

R. Müstahzarları Sanayi AŞ.’nin (R.); ithalatını yaptığı ürünlerin ihaleler dışında kalan kanala (serbest eczaneler ve özel hastanelere) dağıtımında akdedilecek satış sözleşmesi çerçevesinde sınırlı sayıda ecza deposu ile çalışılması uygulamasına menfi tespit belgesi verilmesi ya da muafiyet tanınması talebinde bulunduğu 24.03.2016 tarih ve 2010 sayılı başvurusu Rekabet Kurumu (Kurum) tarafından reddedilmiş, Kurumun ret kararının kaldırılması, değiştirilmesi veya geri alınması suretiyle kara konu olan başvurunun esas yönünden yeniden değerlendirilmesi talebinde bulunduğu 06.09.2016 tarih ve 5320 sayılı başvurusu da yine ret kararı ile sonuçlandırılmıştı.

 Buna mukabil yapılan 15.03.2017 tarihli ve 1781 sayılı yeni başvurunun ardından, Rekabet Kurumu (Kurum) tarafından R.’den, IQVIA İstanbul Sağlık Hizmetleri Araştırma ve Danışmanlık Ltd. Şti.’den (IQVIA) ve T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Tıbbi İlaç ve Cihaz Kurumundan (TİTCK); diğer yandan ise, 19 ülkenin rekabet otoritelerinden bilgi isteminde bulunuldu. Bahsi geçen kurumlardan ve 12 ülkenin rekabet otoritelerinden yanıtların alınması üzerine dosyaya ilişkin düzenlenen 02.12.2019 tarih ve 2017-3-019/MM sayılı Muafiyet Raporu görüşülerek, 19-44/732-312 sayılı karar ile hükme bağlandı.

R.’nin beşerî ilaçlarının ihaleler dışında kalan kanala dağıtımında, halihazırda çalışılan 30’un üzerindeki depo sayısının beşten az olmayacak ancak 10’u aşmayacak surette sınırlandırılması ile henüz depolar tarafından müzakere edilerek imzalanmamış olan “Satış Sözleşmesi” taslağı bakımından 4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede Kurum,

  • Bildirime konu sözleşme taslağı bir bütün olarak incelendiğinde; münhasırlık, yeniden satış fiyatının belirlenmesi gibi rekabete aykırı olabilecek düzenlemelerin getirilmemiş olduğunun anlaşıldığını,
  • Ancak depo sayılarına ilişkin söz konusu sınırlandırmanın özellikle küçük ve orta ölçekli ecza depolarının faaliyetlerini zorlaştırabileceğini; bu depoların pazardan çıkması ve/veya yeni girişlerin olmaması halinde pazardaki yoğunlaşma düzeyinin mevcut duruma göre daha fazla olmasına yol açabileceğini belirtti.

Kurum, Bireysel Muafiyet bakımından yapılan değerlendirmede ise bildirim konusu uygulamanın pazar üzerindeki etkileri rekabetçi endişenin odağında olduğunu belirterek anılan uygulamayı öncelikle 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi açısından değerlendirildi ve bu kapsamda,

  • Giderek yoğunlaşan pazarlarda önemli pazar oyuncularının uygulamalarının yoğunlaşmayı teşvik edici yönünün olması halinde küçük ölçekli oyuncuların pazardan çıkmasının sonuçları yoğunlaşmamış pazarlara göre rekabetçi açıdan daha ağır olacağını,
  • Pazardaki eczanelerin çoğunlukla birden fazla ecza deposu ile çalışmayı tercih ettiği; bu durumun, birden fazla ecza deposunun bulunduğu yerlerde küçük ölçekli depoların ulusal-büyük ölçekli depolara alternatif olabileceğini gösterdiğini,
  • Küçük ölçekli ecza depolarının bulunmadığı bir pazar yapısında bazı eczanelerin faaliyet göstermesi zorlaşacağını, depoların gerek eczaneler gerekse küçük ölçekli üreticiler üzerinde baskı kurabileceğini; hizmet rekabetinin azalmasının sonucu olarak ise maliyet artışlarına ilave olarak hastalara yönelik hizmet sunumunda da aksaklıklar meydana gelebileceğini,
  • Pazara yeni giren depoların ilk başlarda sektördeki önemli ilaç üreticilerinin ilaçlarını dağıtamayacak olmalarının, bu teşebbüsleri rakiplerine oranla önemli dezavantajlarla karşı karşıya bırakacağını hatta pazara girmeyi planlayan pek çok teşebbüs üzerinde caydırıcı etkiler doğurarak giriş engelleri yaratabileceğini,
  • Ulusal nitelikte olan jenerik ilaç üreticileri ve daha küçük ölçeğe sahip orijinal ilaç üreticilerinin gruplarının ecza depoları karşısındaki pazarlık güçlerinin, pek çoğu muadilsiz ilaçlardan oluşan önemli miktarda ürüne sahip üreticilerle kıyaslandığında bir hayli zayıf olduğu ve bu nedenle de depo rekabet seviyesinin azaldığı durumda, bu üreticiler bakımından ürünlerini eczanelere ulaştırmanın maliyeti artacağını,
  • Az sayıda deponun tüm ürünlerin dağıtımını gerçekleştirdiği sistem ile geleneksel depo pazarındaki çapraz sübvansiyon olasılığı ortadan kalkacağını ifade etti.

Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, söz konusu uygulamanın 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında olması nedeniyle aynı Kanun’un 8. maddesi uyarınca menfi tespit belgesi verilemeyeceğine ve 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasındaki koşulları sağlamaması nedeniyle, bireysel muafiyet de tanınamayacağına OYÇOKLUĞU ile karar verildi.

Kurul Üyelerinden Hasan Hüseyin ÜNLÜ ise, ilgili karara temel teşkil eden 2017-3-019/MM sayılı rapora ve 21.12.2017 tarih ve 17-42/670-298 sayılı “Trakya Cam Sanayii A.Ş. ile on dokuz bayi arasında imzalanması öngörülen Yetkili Bayilik Sözleşmesi’ne muafiyet verilmesi talebi” kararına atıfta bulunarak, söz konusu uygulamaya menfi tespit belgesi verilebileceğini belirterek karşı görüşte bulundu.

WHIRPOOL HAKKINDA SORUŞTURMA AÇILMAMASINA VE WHIRPOOL İLE VESTEL ARASINDA AKDEDİLECEK OLAN HİZMET ALIM SÖZLEŞMESİNİN GRUP MUAFİYETİNDEN YARARLANDIĞINA KARAR VERİLDİ

Rekabet Kurulu (Kurul) Türkiye pazarından çıkmakta olan Whirlpool Beyaz Eşya Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Whirlpool Ev Aletleri Pazarlama ve Ticaret A.Ş.’nin (WHIRLPOOL) yetkili servis hizmetlerini gizli bir anlaşma ile Vestel Ticaret A.Ş.’ye (VESTEL) devrettiği iddiasına ilişkin olarak önaraştırma yapılmasına karar vermiş; VESTEL ise dosya kapsamında, menfi tespit başvurusunda bulunmuştu. Bu kapsamda tarafları ve konularının aynı olması hasebiyle, önaraştırma ve menfi tespit talepli başvuru birlikte değerlendirildi ve 19-39/612-265 sayılı Kurul kararıyla, ilgili Önaraştırma Raporu görüşülerek karara bağlandı. Kurul tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmede,

  • Kuruldan izin alınmadan gerçekleştirilen devralma iddiasına yönelik olarak; başvuruya konu olan anlaşmanın dışarıdan hizmet alımı niteliğinde olduğu, satış sonrası hizmetlerin sunumu için elzem kalemlerin VESTEL tarafından edinimi dışında bayi/bayilik ağı devri gibi bir varlık devrini içermediği; dolayısıyla bu anlaşmanın bir devralma niteliği taşımadığı,
  • Taraflar arasında gizli anlaşmanın varlığı iddiasına yönelik olarak; önaraştırma sürecinde bahsi geçen anlaşmaya ilişkin menfi tespit başvurusunda bulunulduğu, dolayısıyla gizli bir anlaşmanın söz konusu olmadığı; pazarda yer alamayacak bir teşebbüsün yasal zorunluluklarını yerine getirmek adına yerleşik bir servis ağı ile çalışmayı tercih etmesi ticari hayatın olağan akışına uygun olduğu; ayrıca Bildirim Formunda WHIRLPOOL’un bahsi geçen kararına ilişkin yetkili satıcılarına ve yetkili servislerine duyuru metni gönderildiğinin belirtildiği; tüketicilerin talebi halinde garanti kapsamı dışındaki ürünler bakımından başvuru sahipleri gibi bağımsız servislerin faaliyete devam edebileceği ve bu bakımdan hizmet alım anlaşmasının gereğinden fazla rekabeti sınırlayıcı etkisinin de söz konusu olmadığı kanaatine varıldığı,
  • Menfi tespit değerlendirmesi bakımından; söz konusu anlaşmanın WHIRLPOOL tarafından yürütülemeyecek bir faaliyetin ifası için yapıldığının ve amacının rekabeti sınırlayıcı olmadığının anlaşıldığı; ancak imzalanacak anlaşmada münhasırlık hükmü yer almasa dahi özellikle garanti içi satış sonrası hizmetler yönünden münhasırlığın söz konusu olacağının açık olduğu ve dolayısıyla bu anlaşmaya menfi tespit belgesi verilemeyeceği,
  • Muafiyet değerlendirmesi bakımından; Türkiye’de WHIRLPOOL markalı ürünlerin garanti içi/dışı satış sonrası hizmetleri için VESTEL’in atanması münhasırlık niteliği taşımakla birlikte; taraflar arasında imzalanacak olan hizmet alım anlaşmasının mevcut hali ile dikey anlaşma niteliğinde olması, tarafların rakip teşebbüsler olmaları ve pazar payları dikkate alındığında, 2002/2 sayılı Tebliğ’in muafiyet koşulları kapsamında anılan anlaşmanın grup muafiyetinden yararlandığı kanısına ulaşıldığı,
  • Hâkim durumun kötüye kullanılması iddiasına yönelik olarak; ilgili ürün pazarı  “garanti kapsamında satış sonrası hizmetleri pazarı” olarak ele alındığında, satış sonrası bu hizmetlerin sadece üretici/tedarikçi firmanın belirlediği bayiler veya kişiler aracılığıyla yerine getirilmesinin rekabet üzerinde herhangi bir olumsuz etkisinin olmayacağı, dolayısıyla mevcut WHIRLPOOL yetkili servislerini dışlayıcı herhangi bir kötüye kullanmanın söz konusu olmadığı kanaatine varıldığı; “garanti dışı satış sonrası hizmetleri pazarı” açısından bakıldığında ise bu hizmetlerin hem markaların yetkili servisleri hem bağımsız servisler aracılığıyla yerine getirilebileceği ve bu bağlamda pazarda çok sayıda bağımsız servis hizmeti veren teşebbüs olması sebebiyle hâkim durum bulunmadığı gibi, herhangi bir kötüye kullanmadan da söz edilemeyeceği ifade edildi.

Bu kapsamda; şikayetlerin reddi ile soruşturma açılmamasına, söz konusu hizmet alım anlaşmasına menfi tespit belgesi verilemeyeceğine, taraflar rakip teşebbüs konumunda olmadığından; inceleme konusu anlaşmanın 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği kapsamında grup muafiyetinden yararlandığına OYBİRLİĞİ ile karar verildi.

Taha Yasin Yazgan – Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi

GOOGLE TÜRKİYE KARARI

Rekabet Kurulu, MÜHF-MED Rekabet Hukuku Aralık Bülteni’nde de bahsettiğimiz sürecin devamıyla ilgili bir karara vardı.

Google LLC, Google International LLC ve Google Reklamcılık ve Pazarlama Ltd. Şti. hakkında yürütülen inceleme sonucunda bu üç şirketin, ekonomik bütünlüğünün, 4054 sayılı Kanun’un Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması başlıklı 6. maddesini ihlal ettiğini ve Rekabet Kurulu’nun 19.09.2018 tarihli ve 18-33/555-273 sayılı kararı ile getirilen yükümlülükler çerçevesinde sözleşmelerinde yapması gereken değişiklikleri yapmadığı gerekçesiyle, yükümlülüklerin yerine getirildiği tarihe kadar geçecek süre için 2018 yılı Türkiye cirosunun on binde beşi oranında (günlük ~1.500.000 TL) süreli idari para cezasına oybirliği ile karar vermişti.

Rekabet Kurulu, 09 Ocak 2020’da verdiği 20-03/30-13 sayılı kararla:

Mezkûr Kurul kararında GOOGLE için öngörülen yükümlülükler iki bölüme ayrılmaktaydı ve bu yükümlülüklerin;

İlk bölümü cihaz üreticilerinin Ticari Android İşletim Sistemi (TAİS) lisanslamasına ilişkin konuları, ikinci bölümü ise gelir paylaşımı ve benzeri sözleşmeleri ilgilendirmekteydi.

a) İlk bölümdeki lisanslamaya koşul olarak getirilen yükümlülüklerin konuları dört alt başlıkta incelenebilir ve bu başlıklar:

1) Google Arama parçacığının ana ekranda ayrıcalıklı olarak yüklenmesi zorunluluğunu düzenleyen hüküm,

2) Google’ın lisanslamaya koşul olarak sunulan Google Arama’nın mevcut tasarım yapısı içerisinde bulunan ve sözleşmelerde yer verilen tüm arama erişim noktalarında varsayılan olarak atanmasına ilişkin şartlar,

3) Google’ın, lisanslamaya koşul olarak sunulan Google Webview bileşeninin varsayılan ve münhasıran uygulama içi internet tarayıcısı olarak yüklenmesi zorunluluğunu düzenleyen hükümler, 

4) Yukarıda sayılan üç yükümlülük ile yasaklanan sonuçları doğuracak şekilde mali veya başka yollarla teşviklerde bulunulmamasına ilişkindir.

b) Yükümlülüklerle ilgili ikinci bölümde:

Cihaz üreticileri ile imzalanan Gelir Paylaşımı Sözleşmeleri başta olmak üzere mevcut tüm sözleşmelerden Google Arama’nın rakiplerinin cihazlara önyüklenemeyeceğine ve cihaz üreticilerinin cihazlardaki arama noktalarının herhangi birinde Google Arama’ya rakip ürünleri kullanamayacaklarına dair yükümlülüklerin sözleşmelerden çıkarılması öngörülmekteydi.

Rekabet Kurulu ilgili kararın gerekçesindeki yaptığı detaylı değerlendirmeler sonucu;

TAİS lisansı almak isteyen cihaz üreticileriyle yapılan sözleşmelerde lisanslamaya koşul olarak sunulan ve Kurul kararı ile kaldırılması yükümlülüğü getirilen hususların ve Gelir Paylaşımı Sözleşmeleriyle ilgili bahsi geçen yükümlülüklerin sözleşmelerden çıkarıldığı kanaatine vardı.

Sonuç olarak Rekabet Kurulu tarafından;

-Google tarafından Rekabet Kuruluna sunulan uyum önerileri ile Rekabet Kurulunun 19.09.2018 tarihli ve 18-33/555-273 sayılı kararı ile getirilen yükümlülükleri karşıladığına,

ve

– Rekabet Kurulunun 07.11.2019 tarih ve 19-38/577-245 sayılı kararı uyarınca, 4054 sayılı Kanun’un 17. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 07.11.2019 tarihinden başlayarak ilgili uyum önerisinin Kurum kayıtlarına girdiği 06.01.2020 tarihine kadar işletilmek ve 2018 yılı Türkiye cirosunun on binde beşi oranında olmak üzere 60 gün süreli idari para cezası verilmesine, oybirliği ile karar verildi.

REKABET KURUMU REKABET UZMAN YARDIMCILIĞI GİRİŞ SINAVI DUYURUSU

Rekabet Kurumu tarafından Rekabet Uzman Yardımcılığı Girişi Sınavı duyurusu yapıldı. 

Sınav duyurusuyla ilgili detaylı bilgilere ulaşmak için rekabet.gov.tr/tr/Sayfa/Duyurular/sinav-duyurulari bağlantısını takip edebilirsiniz.

FRANSIZ REKABET KURUMUNDAN APPLE’A REKOR PARA CEZASI

16 Mart 2020 tarihinde Fransız Rekabet Kurumu (Autorité de la concurrence) dağıtım ağı içinde kartel oluşumunda sorumlu olması ve bağımsız satıcıların ekonomik bağımlılığının kötüye kullanılması nedeniyle Apple’a 1.1 € milyar mali para cezası verdiğini duyurdu.

H. Yiğithan Erim – Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi

Bir Cevap Yazın